18 Eyl 2010

İşgal Altında Direniş Güncesi

Yaşım ilerledikçe yalnızlıkla özgürlüğün dünyanın en iyi yol arkadaşları olduğunu görmeye başladım.
Londra’da dikkatimi en çok çeken konu insanların birbirlerinin gözlerine hiç bakmaması. Yani biz de olduğu gibi kimse birbirinin gözlerinin tam da içine bakmıyor ve baştan aşağıya süzmüyor. Herkes rahat, kimse kimsenin umurunda değil.
Peki Türkiye’de nasıl? Yolda yürürken bile tüm gözler birbirlerine çevrili. Adeta karşımızdaki insanın fotoğrafını çekiyoruz.
İlk yaptığımız kıyafetini baştan aşağıya süzmek.
İkinci olarak bu kıyafetlerde yola çıkarak kişinin sosyo-ekonomik haritasını çıkarmak.
Üçüncü olarak kişinin mesleğini ve gelir grubunu tahmin etmek.
Üç madde dediğime bakmayın bunlar saniyenin onda birine denk gelecek bir zaman biriminde yapılan ve karşımızdaki kişiyi hızlıca tarayarak ulaştığımız sonuçlar.
Önceki yazılarımda da belirttiğim gibi evinden dışarı çıkan bir kişi nasıl bunu göz ardı edebilir.
Genel söylem yurtdışında insanların çok sıcak olmadığı ve giderek yalnızlaştığı yönünde olmuştur hep.
 Türkiye özelinde etrafınızdaki insanların size yönelik bu ilgisinin herhangi bir olumlu sonucu var mı? Bence yok.
Hepimiz birbirimizi istemeden de olsa kısıtlıyoruz.
İnsanoğlu diğer kişilerle iletişimini arttırdığı sürece kendisini bir takım sosyal sınırların içine itiyor, ahlak, din veya toplum adı altında yüzlerce yazılı veya yazısız kuralın ördüğü bir çağdaş hapishanenin içinde buluyor kendini.
Düşüncelerini rahatça ifade edemiyor,
Ayıplanma korkusunu yaşıyor,
Ve gittikçe kendinden uzaklaşarak kendisine örülmüş hayatın içine giriyor.
Sineması, romanı, modası, yemeği ile bu kadar sıradanlaşan insanlar ise maalesef gerçek benliklerini benim de olduğum gibi hep ikinci kanallarının içlerinde yaşıyorlar.
Zaman zaman ikinci kanalının kapısını aralayarak benzerlerini gören günümüz insanı düşman işgali altında direnişçi bir arkadaşını görmüşçesine tüm ışıklarını kapatıyor ve ilk gördüğü duvarın arkasında birbirini dinlemeye ve tanımaya çalışıyor.
Gün ağardığında çoktan sıradanlaşmış sahte ben’lerine dönerek bu paylaşım hiç olmamışçasına yaşamaya devam ediyorlar.
Ta ki karanlıkta yeni bir direnişçiyi görene kadar.

1 yorum: