15 Eyl 2010

Kafiye- Bölüm 3

  
-          Günaydın, bugün yine çok güzel olmuşsun.
-          Günaydın , saçmalama şu anda acayip çirkinim, biliyorum
-          Kafiye sen çirkin olabilir misin? Çıkarken bekleyeyim mi seni, belki bir şeyler içeriz?
-          Yok Ali, akşam eve hızlıca gitmem gerekiyor, misafir gelecek, anneme yardım etmem gerekiyor. Sonra inşallah. Görüşürüz, iyi nöbetler, dedi ve gülümseyerek alışveriş merkezinden içeri daldı.
Alışveriş merkezleri açılmadan önce inanılmaz huzurlu, kapandıktan sonra da bir o kadar yalnız ve hüzünlüydü. Binlerce insan gün boyunca içeri girip, alışveriş yapar, sinemaya gider, yemeklerini yer, arkadaşlarıyla buluşurlar ve sonra da evlerine veya işyerlerine dağılırlardı. Bunu yaparken de genelde hızlı davranır, bir yarış içindeymiş gibi hareket eder ve sürekli birbirlerini gözlerlerdi. Ellerindekini. Diğerlerinin ne aldığını. Sadece birilerini görmek için bile gelen işsiz güçsüz insanlar olurdu. Ali bu amaçla gelenlerin genel ziyaretçi sayısının dörtte birine denk gelecek kadar yüksek olduğunu söylemişti bir keresinde. Bu insanlar gelirler, dolaşırlar, yemek katında otururlar ve bir lira bile harcamadan saatler geçirip giderlerdi. Her gün yaklaşık 50’ye yakın da hırsızlık olayı yaşanırdı.
Kafiye alışveriş merkezini kendisine benzetirdi. O da gün boyunca birçok insanla konuşup, bir şeyler paylaşıyor, değişik insanlarla tanışıyor ama akşam olduğunda o da alışveriş merkezi gibi yalnız kalıyor ve çalıştığı dükkanın kepenklerini kapattığı gibi kalbini kapatarak yola koyuluyordu.
Esasında bütün müşterilerden nefret etmezdi ama çoğu bunu hak ediyordu. Özellikle de kadınlardan. Kafiye erkek bölümünde çalışmak istediğini daha önce annesine söylemiş, annesi de babasının koyduğu  şartı hatırlatarak idare etmesini söylemiş ve konuyu kapatmıştı.

Erkekler kesinlikle çok daha kolay müşterilerdi.  Her şeyden önce alışveriş kararını çok daha kolay verirlerdi. Çok fazla ayakkabı denemez, denediklerini genelde alırlardı. Satış üzerinden prim aldığı için erkeklere ayakkabı satmakta da zorlanmazdı. Sahi şu erkekler ne kadar aptaldı. Kafiye azıcık gülümsemeyle çok fazla satış yapabileceğini biliyordu. Bazen evdekilere söylemeden bu reyonda çalıştığı olmuştu. Ne vardı ki sanki. Kafiye  güzelliğini kullanmayı çoktan öğrenmişti.

-          Bence ayağınıza çok yakıştı.
-          Gerçekten öyle mi, sizce bunu mu alayım, yoksa önceki denediğim bağcıklı olanı mı?
-          Kesinlikle bunu alın derim. Hatta ayağınızda kalsın.
-          Sizi daha önce burada görmemiştim, yeni mi başladınız?
-          Hayır 1 yıldır çalışıyorum ama ben bayan bölümündeyim.
-          Şimdi oldu, sizi fark etmemem mümkün olmazdı. Aranız falan yok mu, ben daha buralardaydım belki bir şey içeriz.
-          Çok isterdim ama nişanlım gelecek şimdi, biz de alışveriş yapacağız.
Kafiye bu yalanı müşteri ayakkabıyı satın almadan önce söylemezdi. Bu en son ve kesin silahtı. Yüzde doksan işe yarardı. Yaramadığında başka numaraları da vardı tabi.
Kafiye erkekleri işyerinde çok daha iyi tanıma fırsatı bulmuş, onları ömrü boyunca kullanabileceğini düşünerek mutlu olmuştu. Yeter ki akıllı olsun ve her adımını doğru atabilsin.
Aslında müşterilerle görüşen arkadaşları olmuştu ama Kafiyenin bu paraya çok ihtiyacı vardı ve böyle bir şey yüzünden hem işini kaybetmek istemezdi hem de abisinden dayak yemek.
Ama ya hayatını düzene sokacak ve kendisini bu sıkıntılardan kurtaracak iyi niyetli biri karşısına çıkarsa ne yapacaktı?
Kafiye çıkması için her gece dua ediyordu.
Hem de yürekten.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder