27 Eki 2010

Rejans

Burak, Ertuğ ve ben yaklaşık 2 ay önce bir karar verdik ve her ay dünya mutfağından değişik ülkelerin yemeklerini tadabileceğimiz restoranların arayışına başladık.

Bu kapsamdaki ilk durağımız Kanyon’da bulunan Wagamama oldu. Aslında planımız Thailand yemekleri ile başlamaktı ancak aksaklıklardan dolayı seçimimiz bu yönde gelişti. Bu sebeple Japon mutfağını daha ziyade fast food tarzında yemek yenebilecek bu mekan ile harcamak konusunda pek hevesli değilim.



İkinci durağımız ise Burak’ın tercihi doğrultusunda tarihi Rus Restoranı Rejans oldu.

Rejans, St Antoine kilisenin tam karşısındaki sokağın sonunda Zindan Meyhanesi’nin hemen yanında. Galatasaray istikametinden gelirken Barcelona Cafe’den önce sola dönmeniz yeterli olacaktır.

Tam açılış tarihi bilinmemekle birlikte 1930’lu yılların başında faaliyete geçtiği tahmin edilen Rejans o günden beri dimdik ayakta müdavimlerini ağırlamaya devam ediyor.

Öyle ki Ara Güler’e Rejans’ın eski bir fotoğrafı olup olmadığı sorulduğunda cevabı “ Gidin bakın Rejans’ta değişen hiçbir şey yok, yıllar öncesi ile aynı” oluyor. Bir çok sanatçının ve edebiyat ustasının da yıllarca uğrak yeri olan mekan maalesef mevcut yerinde son birkaç ayını yaşıyor. Zira yerinden çıkarılacak ve yeni bir yerde faaliyetine devam edecek.

Rejans’ı bizim için önemli kılan bir diğer belki de en önemli ayrıntı Ulu Önder Atatürk’ün de burada yemek yemiş olması.2 numaralı masa olarak gösterilen masa hala aynı yerde , girişin hemen solunda en başta bugün de konuklarına kucak açıyor.

Şaban, ki kendisi Rejans’ta bizim için hem neşe kaynağı olan hem de yemekler ve restoran ile detaylı bilgi veren garsondur, Atatürk’ün Rejansın ilk yıllarında adeta bir müdavim olarak sık sık restoranı ziyaret etmiş olduğunu aktardı. Bu dönem Ulu Önder’in halka değişik yemek alışkanlıkları ve dışarıda yemek yeme kültürünü de aşılamaya çalıştığı döneme denk gelmekte imiş.

Sıra geldi yemeklere.

Öncelikle Rus Çorbası Borç’umuzu içtik.

Sonrasında Rus Salatası, Çerkez Tavuğu, Ezme ve Olivye’den oluşan Soğuk Dörtlü’den tattık.

Ana yemeklerimiz,

Kievski; tereyağına sarılmış piliç göğsü,

Karidesli dil balığı sarması; karides, kuşkonmaz ve közlenmiş bibere dil balığı sosu ile,

Ve

Dana straganoff oldu.

Ne içtiğimizi söylememe sanıyorum gerek yok ama Limonlu Votka içtik.

Çalışanlar son derece güler yüzlü, bu, mekanın sıcaklığıyla birleşince bizlere sadece keyifli yemeğin üstüne ikram edilen kahvelerimizi içmek kaldı.

Yağmurlu da olsa ılık bir mayıs akşamını yaşayan İstiklal Caddesi’nde , Rejans’ta yemeğimizi bitirdikten sonra yürümeye başladığımız da hissettiklerim kim bilir belki 80 yıl önce Atatürk’ün de hissettiklerine ufacıkta olsa benzer olabilir mi acaba?

Bu tecrübeyi yaşamak için çok yakında kapılarını 80 yıllık bu tarihi yerinde kapayacak olan Rejans’a gitmenizi öneriyorum.

Limonlu votka için ama mutlaka yavaş için.

IMAG0032

IMAG0017

IMAG0025

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder