22 Kas 2010

Komodor Ejderi

2012 yılının yağışlı bir mayıs gününde saatlerin 20.12’yi gösterdiği dakikalarda  hayat yine tüm anlamsızlığıyla devam etmekteydi.
Dostoyevski’nin “hayata fazla anlam yüklememenin mutluluğun sırrı  olduğu” sözünü bilmesine biliyordu ama insanın her bildiğini yapamaması ve hayata geçirememesi gibi  kendi zihnine de söz geçiremiyordu.
Bazıları her gece dua eder.
Rıfat ise her gece tanrıya keşke farkındalığım daha az olsaydı, keşke hiç okumasaydım keşke beni böyle yaratmasaydın şeklinde sitemde bulunuyordu.
Yedi yıl önce evlenmiş, altı yıl önce boşanmıştı. Birçok benzeri gibi arayışına evlilikte de cevap bulamamış sanki tekrar bekar olursa cevabı bulması kolaylaşırmış gibi hissettiği için, biraz da şiddetli geçimsizliğe maddi sıkıntılar eklenince kendisini mahkemede boşanırken bulmuştu.
Belki hayatının en iyi senesi değildi ama en kötü senesi de değildi. Zaten Rıfat bu süre zarfında da arayışına her zaman olduğu gibi dışında değil, içinde devam etmişti.
Otuzlu yaşlarda var olan ümitlerinin yerini artık yavaş yavaş şüpheler almaya başlamıştı. Kendisini labirentte peynir arayan fareye benzetmesi bu yıl başında ortaya çıkmış, geçen dört ayda ise hem labirent büyümüş hem de peynir küçülmüştü. Açıkçası canı hiç mi hiç peynir istemiyordu ama ona öğretilen peyniri bularak yemesiydi.
Rıfat ocak ayından beri kahvaltıda peynir yemez olmuştu. En azından fiiliyatta peynir görmek istemiyordu.
Boşandığı anda hayatı da boşalan Rıfat çareyi her bildiği hobiye dadanarak boşalan kısmı doldurmaya yeltenmekte buldu. Ancak hobilerinde özünde farklı boşluklar yarattığını görmesi 3 ayını aldı.
Sonrasında televizyonda seyrettiğinde çok etkilendiği Komodor Ejderi üzerine çalışmalarına başladı. Daha doğrusu araştırmalarına diyelim zira bu konuda ülkemizde büyük bir boşluk olduğunu fark etti. Bir dernek kurabilmek ve çalışmalarını nesilden nesile aktarabilmek için yasal düzenlemeleri ve prosedürleri incelemeye başlamadan önce yerinde görmek maksadıyla Endonezya’nın Rintja Adası’na gitti. Yaklaşık 10 gün boyunca komodor ejderlerini yakından tanıma fırsatı bulan Rıfat ülkesine döndüğünde kendisini bu toprakların yetiştirdiği en bilgili Komodor Ejderi araştırıcısı olarak hissetmeye başladı.
Bu büyük boşluğu doldurduktan sonra kendi boşluğuna dönen Rıfat, neden diğerleri gibi bir “Truman Show” inşa edemediğini tekrar sorgular buldu kendisini.
Bu kadar Oscar ödüllü oyuncu arasında figüran  bile olamamanın sıkıntısını yaşayan Rıfat buzdolabını açtı ve kendisine pazardan aldığı yeşil büyük elmalardan birini alarak önce yıkadı, sonra soydu. Kabuklarını ve koçanını çöpe attı. Salona geldi, ışıkları açtı ve çok sevdiği koltuğuna oturdu. Kitabını aldı ama elma suyu bulaşan ellerini kitaba bulaştırmamak için önce elmayı yedi. Ayağa kalkarak ellerini yıkamaya gitti. Tekrar yerine döndü ve bu defa kitabını temiz elleri ile kaldığı yerden açmak sureti ile okumaya başladı.
Saat 20.14 olmuştu bile.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder