14 Ara 2010

Balık

Digitürk’te müzik yayını yapan kanallar arasında en sevdiğim 447 no’lu Yoga Kanalı.
Sadece bu kanalda değil diğer kanallarda da bildiğiniz üzere akvaryum görüntüsü var. Her renkten ve çeşitli cinsten balık bir o yana bir bu yana yüzüyor. Benim bu balıklar arasında en çok ilgimi çeken hızlı bir şekilde hareket ederek ekranı boydan boya kat eden sarı renkli olanı. Belki benim mizacımda bu balığa benzediğinden olsa gerek aramızda bir yakınlık hissediyorum onunla.
Yalnız ilk defa bu akşam hiç düşünmediğim bir şey aklıma geldi.
Acaba ben mi balıkları seyrediyorum, yoksa balıklar mı beni?
Veya birileri de beni, benim balıkları seyrettiğim gibi seyrediyor mu?
Balıklar doyduklarını bilmezler, istediğiniz kadar yem verin yine de yemeğe çalışırlar.
Acaba insanların da midelerinin hacminden dolayı fiziki anlamda doydukları halde, hala büyük hırslarla paraya ve başarıya giden her yolu mubah görerek hareket etmelerinin sebebi bu doymama hissine benzer bir şey mi.
Onlar akvaryumda yaşıyor biz ise dünyada.
Hayvanları içgüdüsel olarak hareket eden varlıklar olarak görüp kendimizi akla sahip tek canlı olarak görüyoruz.
Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine okumaya başladığım Marlo Morgan’ın “Bir Çift Yürek” kitabı ile meşgulüm bu hafta. Kitapta Avustralya yerlileri Aborjinler’in hayatı ve bu hayatın içine giren Amerikalı bir doktorun yaşadıkları, daha doğrusu kendisiyle ve acı gerçeklerle yüzleşmesi konu ediliyor. Aborjin’lerin çoğu defa konuşmadan, sadece davranışları ve vücut dilleri ile anlaşmaları telepatik yöntemlerle iletişim kurmalarını anlatıyor söz gelimi bir bölümde. Dünyalarında yalan olmadığı için, kalpleri ve zihinleri de bu ölçüde açık oluyor.
Hani biz de deriz ya, yakınlarımız için, bakışlarımdan ne demek istediğimi anlar diye. Demek ki sebebi buymuş, şimdi anlıyorum. Daha az yalan attığımız kendimizi daha rahat ifade ettiğimiz insanlar bizi daha iyi anlıyorlar , zira onlara karşı kendimizi kısmen daha çok açıyoruz.
Neyse ki küçük beyinli balıkların ne yalan , ne de fazla söze ihtiyaçları var. Onların tek gayesi doymak ve eko sistemin onlara yüklediği görevi ifa etmek.
Bu yazıyı okuduktan sonra çevrenizdeki balıklara dikkat edin bulunduğunuz akvaryumda.
Ne kadar çok şey konuştuklarına ama ne kadar az şey söylediklerine.
İnsanın ikinci kanalından hiç çıkmayası geliyor.
Ama gel gör ki; ikinci kanalın istiap haddi o kadar da geniş değil.
Bu durumda ne yapmak gerekir. İkinci kanalı hiç açmamak.
Çünkü bu kapı yapısı nedeniyle her kişinin hayatında sadece bir defa açılabiliyor, ve açıldığında kapatılamıyor.
Ve hayatınız bundan sonra hep cereyanda kalıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder