25 Ara 2010

Wi-Fi

Rıfat uyandı. Yanında yatan Aslı’ya baktı. Onu yanağından öptü ve yataktan kalktı. Aslı ile altı aydır beraberdi ve kendisine bunu itiraf etmese de onu seviyordu. Aslı da onu.
Kafiye öleli tam bir yıl olmuştu. Rıfat bu süre içinde onun evini ziyaret etmiş, ailesi ile tanışmış ve hatta hala kapısı kilitli olan odasına bile girmişti. Annesi o günden sonra adeta bitkisel hayat girmişti. Abisi ve babası bir miktar daha sakindiler. Annesi en büyük acının evlat acısı olduğunu söylüyor ve yine susuyordu.
Odası tipik bir gecekondu odasıydı. Bir yatak, bir dolap ve bir halı. 
Rıfat kendisini işyerinden biri olarak tanıtmıştı. Kafiye ile ilgili, çok çalışkan ve dürüst bir kız olduğuna benzer onları mutlu edici birkaç kelime söylemeye çalıştıysa da bunlar hep ağzında gevelenen kelimeler olarak kaldılar.
Evden çıkarken tek tek annesinin ve babasının elini öptü ve haklarını helal etmelerini söyledi. Ayrıca şirket sahibinin Kafiye’yi çok sevdiğini, onunla ilgili kariyer planları olduğunu ve zamansız ölümü karşısında çok üzüldüğünü; bu nedenle de Gayrettepe’de bir apartman dairesini Kafiye’nin ailesine devir edilmesi ile ilgili bir talimat verdiğini, tapu işlemleri için de bizzat Rıfat’ın ilgilenmesi ile ilgili görevlendirme yaptığını belirtti. Ailesi buna karşı çıktıysa da, şirket sahibinin hayırsever bir insan olması sebebiyle kesinlikle bu konuda kararlı olduğunu söyleyerek onları ikna etti. Telefonunu bıraktı ve müsait olduklarında aramalarını rica ederek evden ayrıldı.
Kafiye’nin ölüm nedeni tüm araştırmalara rağmen bulunamamıştı adeta bir anda kalbi durmuştu. Babasının söylediğine göre öldüğünün ertesi günü boyunca beyaz bir güvercin gecekondunun çatısında ayrılmamış ve hepsinin dikkatini çekmişti.
Rıfat’ın artık iki evi vardı ama bu konuda hiçbir üzüntü hissetmiyordu. Onun hayatını değiştirmesini sağlayan Kafiye’yi mutlu edememiş, en azından ailesini mutlu etmeye çalışmıştı.
Zaten oturdukları ev hem ona hem de Aslı’ya yeterdi. Diğer evini de satıp Aslı ile dünya turuna çıkmayı planlıyordu.
Rıfat Kafiye sayesinde tüm sıkıntılardan, yalnızlıktan ve sorunlardan kurtulmanın önce kendi kalbine, daha sonra da bu yoldan başkasının kalbine yapacağı yolculuk ile mümkün olduğunu öğrenmişti. Annesinin ölümünden sonra hayatından sevmeyi ve sevilmeyi çıkartan Rıfat, Kafiye sayesinde yalnızlığının ve mutsuzluğunun panzehirini bulmuş, gözlerinin önündeki perdeyi geç de olsa kaldırabilmişti.
Gezegendeki tüm insanların hayatları birbirleri ile bağlantılıdır. Her birimiz birbirinin yörüngesinde hareket eden uydular gibiyiz. Ayrı olsak da hepimiz birbirimize bir şekilde bağlıyız.
İstanbul’da gecekonduda yaşayan, alışveriş merkezinde çalışan bir kızın varlığı, Sungurlu’nun bir köyünde doğan, Ankara’da okuyan, evlenip boşanan, hayatın anlamını arayan ama bulamayan bir orta yaşlı erkeğin hayatını değiştirmek üzerine kurulmuştu.
Rıfat’ın rüyasına girdiğinde Kafiye bu dünya’daki varlık nedeni tamamlamış ve terk-i diyar etmişti.
Kafiye Rıfat’ın hayatını değiştirerek dolaylı olarak gecekonduda yaşayan ailesinin hayatını değiştirmiş ve onların geri kalan hayatlarını kaloriferli bir dairede geçirmelerini sağlamıştı.
Rıfat bundan sonra her gece rüyasında Kafiye’yi görmeyi dilese de bunu hiçbir zaman gerçekleştiremedi.  Ama tüm ilişkilerinde önce kalbine yolculuk yapmayı hiç unutmadı. Başka insanları aldatmanın veya kandırmanın en başta kendimizi kandırmaktan ibaret olduğu düşünerek kalbini ve de zihnini hep temiz tuttu. Kalbinden zihnine duygularını yansıtan bir ayna kurdu ve bunu güzleri aracılığıyla tüm insanlara aktardı.
Zaten bundan sonraki hayatını da eşi Aslı ve kızı Kafiye ile mutlu bir şekilde geçirdi.
Kafiye’yi her bayram Gayrettepe’de oturan uzaktan akrabalarına el öptürmeye götürmeyi hiç ihmal etmeden.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder