7 Oca 2011

Mocha

Saat onbire geliyor. Canım inanılmaz kahve istedi. Son zamanlarda bir kahve sevdası başladı ki bende sormayın.
Neyse bu isteğe dayanamadım ve bir koşu Batı Ataşehir’de  yeni açılan Starbucks’a gidip “mocha”mı aldım ve geri geldim.
Bilgisayarın başına kurulup kahvemi içtiğim anda dışarıdan bir ses duymaya başladım,
“Mochaaaaaaaa”
Kafamı dışarı çıkarıp “ Ne kadar diye sordum”
Karanlığın içerisinden bir ses “beş lira” diye cevapladı. Yanında bir küçük gölge daha vardı.
“Yukarı gelin” diyerek seslendim, “Sekizinci kat, elli numara” diye de ekledim.
Biraz sonra kapı çaldı.
Diyafondaki ses, “misafiriniz var, mochacı, bekliyor muydunuz” diye sordu.
“Evet” diye yanıtladım.
Kapı tekrar  çaldığında, karşımda orta yaşlı bir adam ile bir çocuk vardı, belli ki adamın oğluydu.
“Merhaba” dedim.
“İyi akşamlar beyefendi” diyerek yanıtladı.
Elimde küçük bir çorba tenceresi vardı.
Oğlu ellerini uzatarak tencereyi aldı.
Babası küçük çorba tenceresine mochayı boşalttıktan sonra,
“krema veya şurup ister misiniz” diye sordu.
“Yok”dedim.
On lirayı uzattım.
Baba oğul gülümseyerek “iyi akşamlar” dediler ve asansöre binerek gözden kayboldular.
Kapağını kaldırırken acaba bu tencerede farklı ne var diye düşündüm.
İçine baktığımda farkı çoktan anlamıştım.
Bu mochada emek vardı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder