14 Şub 2011

Gelişmişlik ve İçecekler

Her Türk orta direği gibi batı medeniyetini keşfim  büyük miktarda yabancı dizilere dayanıyor. Bunlardan en eskisi benim için Dallas ve Flamingo Yolu’dur. Bunlara paralel olarak da Cosby Show ve Charles in Charge.
O yıllarda dizilerde seyrettiğim aileler ile ister istemez kendi ailelerimizin hayatlarını karşılaştırır, “acaba biz de bir gün bu aileler gibi olacak mıyız? ” diyerekten içimden düşünürdüm.
Bu konuda geri dönüp baktığımda en çok aklımda kalanlar içecekler ile ilgili olanlarmış meğer, şimdi anlıyorum.
Benim ailemde olmayıp da dizilerde seyrettiğim yabancı ailelerde olan içecek alışkanlıkları şöyle sıralanabilirdi,
·         Sabah kalktıklarında ilk yaptıkları iş hazır olan kahveden içmeleriydi. Bizde de kahve vardı ama biraz farklıydı, üstelik babam bu kahveleri yurtdışından getirtmekteydi. Sabahları da mümkün değil içmezdik.
·         Sabah  kahvaltılarında mutlaka taze sıkılmış portakala suyu olurdu, hem de şişelerde veya bidonlarda. O dönemde bu benim açımdan tam bir ütopyaydı. Sadece zenginler bunu yapabilirdi.
·         Kola bizde şişedeyken, dizilerde kutuların içindeydi. Çok havalı bir şekilde açılır ve açıldığında etkileyici bir ses çıkartırdı.
·         Akşamları işten gelen aileler yemek sonrası mutlaka birbirlerine içki ikram eder ve bu içki de çoğunlukla viski olurdu. Bizim evdeki tek içki rakıydı ve maalesef o kadar da havalı gözükmüyordu. Üstelik babam misafirlere hiçbir zaman “ Osman, sen ne alırsın? “ veya anneme “Neden kendine bir içki almıyorsun?” şeklinde soru sormazdı.
80’li yıllarda içecekler ile gelişmişlik arasında bir korelasyon olduğuna inanmamı sağlayan detayları sizinle paylaşmak istedim.
Artık 37 yaşındayım ve yukarıda saydığım şeylerin hepsi bizim için üzerinde bile düşünülmeyecek detaylar.
Belki demokrasi ve özgürlük namına çok ilerleyemedik ama yarışa bu kadar geriden başlamış bir ülke olarak fena da sayılmayız.
Bugün bardağın dolu tarafına bakmaya daha meyilliyim demek ki.
Viskinize buz alır mısınız?

3 yorum: