25 Nis 2011

Viet Nam

Vietnam, yani Viet’lerin Ülkesi.
En çok karşılaştığım sorulardan bir tanesi neden Vietnam’dı.
Aslına bakarsanız bazen nasıl bir kalp sizi çağırırsa, bazen bir mekan, bir yer veya ülke de sizi öyle çağırabiliyor.
Güneydoğu Asya’ya ilgim 2008 yılında başladı. Açıkça belirtmek gerekirse daha önceleri bu konuda en ufak bir ilgim ya da bilgim yoktu denebilir.
Endonezya, Singapur ve Tayland’a gitmek bende bir takım değişiklikler yarattı.
Adeta kıtanın bu geri kalmış fakir insanlarının yaşadığı bölüme yaptığım her ziyaret bir sonrakini doğurdu. Aynı şimdi içimde var olan Kamboçya’ya gitme isteği gibi.
Vietnam ile ilgili bilgilerim hemen hemen herkes kadardı. Yani savaş filmlerinde kötü olarak gösterilen bu yerel halk ile sınırlı bir bilgiydi bu.
Geçen sene arkadaşlarım ile planladığım bu seyahati, bu sene tek başıma gerçekleştirme fırsatı yakaladım.
Bu yazıyı kaleme alırken şimdiden çok özür diliyorum zira uzun süredir yazı yazmamanın verdiği coşku yüzünde sık sık merkezden uzaklaşma eğilimi içine giriyorum. Toparlamaya çalışacağım.
Bir coğrafya düşünün ki binlerce yıl Çin akınlarına maruz kalmış. Sonrasında günümüze yaklaştığımız 1950’lerde bu defa Fransızlar yoklamışlar bu şanssız ülkeyi. Sonrası ise malumunuz Amerika Birleşik Devletleri 10 yılı aşkın bir süre Vietnam’da hala yaralarını saramadığı bir savaş vermiş. Ancak o da diğer misafirler gibi uçağını, helikopterini bırakarak adeta kaçmış.
1950 sonrası Vietnam ikiye bölünmüş. Kuzey Vietnam komünizm ile yönetilen ve Çin İle SSCB tarafından desteklenen bir ülke iken, güney Vietnam ABD tarafından desteklenen liberal bir yönetime sahipmiş. İşte bu dönem de zaten bizim filmlerden seyrettiğimiz şavaşın gerçekleştiği dönem olmuş.
Yine bizim Vietkong olarak bildiğimiz silahlı gerillalar ise, güneyde yani ABD destekli bölümde yaşayan ancak kuzeyli komünistlerin destekçisi olan askeri grupmuş.

DSC_1331

DSC_1616

Günümüze geldiğimizde artık tek ve özgür bir Vietnam var. Yönetim şekli komünizm.
Vietnam’da ben üç farklı yerde kaldım. İlk olarak Kuzey’de Çin’e yakın olan Başkent Hanoi’de, ikinci olarak yine Güney Çin Deniz’inde yer alan Halong City yakınlarındaki Halong Bay’de ve son olarak da eskinin Saygon’u, günümüzün Ho Chi Minh City’de bulundum. Bu üç şehir ile ilgili yaptıklarımı ve gezdiğim yerleri ayrıca yazacağım.
Her zaman söylediğim gibi benim açımdan bir ülkeyi tanımanın yolu saraylarını, ibadet yerlerini görüp fotoğraf çekerek, hediyelik eşyalar alarak veya buradaki resimlerinizi Facebook’a koyarak değil, o ülke insanını ve kültürünü tanımaktır.
Vietnamlıların belirgin özelliği, daha doğrusu yakınındaki diğer ülkelerden farklı olan, insanlarının çok farklı ve dik bir duruşa sahip olmaları diyebilirim. Örneğin Tayland’da veya Endonezya’da gördüğüm insanların ellerini birbirine yapıştırarak başlarını öne eğmeleri ritüeline bütün gezim boyunca bir defa olsun rastlamadım.
Popüler kültürün dayanılmaz yıkıcılığı elbette ki kendisini Vietnam’da da gösteriyor. Ama bu anlamda kuzeyi ile güneyi birbirinden gece ve gündüz kadar farklı. Kuzey içine kapalı bir hava sergilerken, güneyi çok daha turistik, dışa dönük ve eğlencenin olduğu bir bölge olarak göze çarpıyor. Bangkok’a benzediğini söyleyebilirim.
Ben bu seyahatime Lonely Planet’ın kitabı ile hazırlandım.

DSC_1792

DSC_1565

DSC_1348

Vietnam’a nasıl gidilir;

Aslında Vietnam’a gitmenin başlıca yolu Bangkok üzerinden geçiyor. Ben THY ile gittim. THY ilk önce Bangkok’a gidiyor, burada BKK yolcularını indirdikten sonra Ho Chi Minh City yani Saygon’a uçuyor. İstanbul – Bangkok arası giderken 8.5 dönerken yaklaşık 10 saat sürüyor. Bangkok HCMC arası ise çok kısa, bir saat beş dakika civarı sürüyor. Emirates, Etihad, Katar ve Singapur Hava yolları benzeri firmalarla da HCMC’ye gitmek mümkün. Gidiş dönüş biletim yaklaşık 630 eur idi. Burada daha uzun bir uçuş süresi ve birkaç farklı destinasyona uğrayarak daha uzun bir yol seçmeniz halinde bu tutar 550 eur’ya kadar inebiliyor ancak ben yaklaşık 1 sene boyunca bu bileti kovaladım ve bana en mantıklı ve hesaplı uçuş bu olarak geldi. Bangkok’ta yolcular indikten sonra sanırım uçakta kalan tek Türk bendim, belirtmeden geçemeyeceğim.

Vietnam’a vize gerekiyor mu;

Maalesef, evet. Civar ülkelerin birçoğu TR için vize istemez iken, Vietnam için vize gerekiyor. Vizeyi genelde kaldığınız süre için alabiliyorsunuz. Bu sebeple mutlaka eksik olmayacak şekilde talepte bulunun, problem çıkabilir.
Vietnam’a vardığınızda, kalacağınız otellere ait bilgiler, iç hat uçuş biletleri veya tren ve otobüs biletlerine ve de dönüş biletinizle ilgili mutlaka çıktılar olsun yanınızda. Belki de tek olduğumdan mıdır bilmiyorum ama benden hepsini göstermemi istediler. Hatta yanımdaki parayı bile göstermemi istediler.

Saat farkı ve para birimi;

Vietnam ile TR arasında 5 saatlik bir fark var. TR’de öğlen 12 iken Vietnam’da akşam saat 5 oluyor.
Para birimi “Dong”. Bir dolar yaklaşık 20.000 Dong ediyor. Dolarınızı her yerde kullanabilir veya Dong’a çevirebilirsiniz. İçerisinde şeffaf bir bölüm içeren enteresan bir paraları var. Banknotların tümünün üzerinde nasıl bizde Atatürk varsa onlar da Ho Chi Minh’in resmi var.

Nerede kalınır;

Türkiye’den hiçbir farkı yok. Her kalitede otel mevcut. Ben orta sınıf tabir edilebilecek otellerde kaldım. Yani TR ile kıyaslanırsa 2-3 yıldız arası olanlarda. Fiyatlar yaklaşık 30-35 dolar arasıydı. Geceliği 15-20 dolara da uygun ve temiz oteller vardı aslında ama ben biraz daha iyilerini tercih ettim. Kaldığım her iki otelde tertemiz ve gayet konforluydu. Hatta Hanoi’deki otelde odamda bilgisayar bile vardı. Vietnam’ın en en güzel yönü her yerde ücretsiz wi-fi olması. Trip advisor ve Lonely planet otel seçmek için en güzel başvuru kaynakları. Ben her iki otelimi de LP’tan buldum ve yorumları da gayet aydınlatıcı idi.

DSC_1355

Ne yenilir;

Pho yenilir :)
Bizde kebap neyse onlarda da “Pho” o. Çorbanın içinde, noodle, yeşil soğan, tercihinize göre, et veya tavuk, soya filizi, yanında acı biber ve limon. İşte size Pho.

DSC_1665

Vietnam’da yemek kültürü tamamı ile sokakta yaşanıyor. Herkes yemeğini köşe başlarında veya yolun ortasında bizim simitçi tezgahlarına benzer tezgahların önünde sandalyelerde oturarak yiyorlar. Ben macera yaşamak istemediğim için Pho’yu Mcdonalds benzeri Pho24’lerde yedim.
Eğer Uzakdoğu yemeklerinden haz etmiyorsanız dünya yemeklerini her yerde bulabilirsiniz. Son çare olarak aç kalırsanız her yerde olan Pizzacılar imdadınıza yetişecektir. Ben Japon’undan Thai’sine kadar çok farklı mutfaklarda yemek yedim. Genelde Lonely Planet’tan seçtim restoranları. Yediğim en pahalı yemek suşi oldu. 18 usd ödedim bu yemek için. Genelde 5-6 dolara gayet güzel doyabiliyorsunuz her yerde.

DSC_1567

DSC_1521

DSC_1302

Ulaşım;

Benim seyahatim kısıtlı bir süre içerdiği için tercihim uçak oldu. HCMC- Hanoi arasını uçakla gidip geldim. Vietnam’da uçak biletleri bize göre ucuz sayılır. Özellikle biletlerinizi benim yaptığım gibi gitmeden internet üzerinden satın alırsanız çok daha ucuza gelebilir. Alternatifler Vietnam HY ile Jetstar. Ben her ikisini de kullandım. Her bir uçuşum 50 dolar civarıydı.
Tanıştığım insanların çoğu tren ve otobüslerle seyahat ediyorlardı. Herhangi bir şikayetlerini duymadım. 15-20 dolara üç dört farklı şehri içeren otobüs biletleri alabilirsiniz.
Çoğu kişi bilmese de Vietnam çok büyük bir ülke, nüfusu tamı tamına 85 milyon, en azından bizden kalabalıklar. Nasıl Türkiye’yi anlatmaya birkaç satır yetmezse, bu Vietnam için de geçerli. Ben çok genel bilgiler vermeye çalıştım. En başta belirttiğim gibi bu seyahate niyetlendiyseniz en iyi yolu ya Lonely Planet’ın ya da başka bir serinin Vietnam kitabını okumak olacaktır. Bu kitaplarda her ayrıntı bulunuyor. Yalnız bir konuda ikaz etmek isterim okuduğunuz her şeye inanırsanız tatiliniz paranoid biçimde gelişebilir. Bu yüzden uyarılara kulak asın ama çok fazla da abartmayın.

Hanoi, Halong Bay ve HCMC yani Saygon’da yaptıklarımı ve yaşadıklarımı diğer yazılarımda paylaşmış olacağım.

1 yorum:

  1. nihayet beklenen yazı gelmiş. diğerlerini de merakla bekliyor ve seni bu hiç sıradan olmayan seyahatinden dolayı gerçekten tebrik ediyorum Eylem'cim :)

    YanıtlaSil