5 May 2011

Posta Güvercini

Yer Diyarbakır askeri lojmanları.
Posta güvercinliğinin ne zaman başladığını bilmiyorum ama ne zaman bittiğini biliyorum. Telefon icat edildikten sonra. Aslında tam şahsen posta güvercinliği yaptığım dönemler de bu icadın hemen öncesi zamanlara dayanıyor.
Babam işten gelmiş.
Şimdileri tam bilmiyorum ama benim ilkokul zamanlarımda hafta sonları kesinlikle yapılamayacak kadar çok ev ödevi verilirdi. Bunlardan bir kısmı” yazmalı”, bir kısmı da “okumalı” ödevler olurdu. Her neyse ben de hem çalışkan bir öğrenci olmam itibari ile hem de ödevi Cuma akşamından bitirip kalan iki günü net biçimde oyuna bırakma gayesi ile ödevimi bitirmişim.
Akşam yemeğine oturmuşuz. Babam matematik sınavından kaç aldığımı soruyor.Beş diye cevaplıyorum. Diğer öğrencilerin ortalama kaç aldığını soruyor. Sebebi benim beş almamın sınavın kolaylığından mı yoksa çalışmamdan mı kaynaklandığını öğrenme isteği. Yalan atıyorum. Üç kişi beş almış diyorum. Seviniyor. Oysaki spor totoda on bin kişinin 13+1 bilmesi benzeri neredeyse bütün sınıf beş almış. Olsun ben başarım gölgelensin istemiyorum. Demek ki herkes çok çalışmış mantığındayım. Pek inanmasam da!
Neyse babam git Ataç Amcanlara sor, evdeyseler onlara gidelim diyor. İşte tam burada posta güvercinliği devreye giriyor. Tamam diyorum. Ama ekliyorum başkası gelecek olursa da biz yine de gidelim mi diyorum. İkinci bir sefer yapma endişesi ile. Olur diyorlar.
Yemeğimi bitiriyorum. Dışarı çıkarıyorum. Lojman Cuma akşamın coşkulu menülerinden kaynaklanan bir yemek kokusuna boğulmuş. Kimi yerden et, kimi yerden tavuk ama yanında mutlaka rakı kokusu her daireden dışarı salınıyor.
Meraklı gözlerle yola koyuluyorum. Biraz da köpek korkusundan dolayı karanlık lojman yolları bir çocuk için olabildiğince güvenli olsa da, bu köpeklerin bir çocuğa saldırma ihtimalini azaltmıyor.
Neyse en sonunda Ataç Amcalardayım. Aslında ismi Mehmet Ali ama Harp Okulu’ndaki diğer Mehmet Ali’lerden babamlar Ataç, biz de bildik bileli Ataç Amca diyoruz.
Kapıyı çalıyorum.
Mehpare Teyze kapıyı açıyor, beni görünce neşeli biçimde içeri davet ediyor.
Yok  Mehpare Teyze, müsaitseniz annemler size gelecek diyorum. Evdeyiz, buyurun gelin diyor.
Tamam diyorum ve geri dönüş yoluna koyuluyorum. Acaba bu kısa süre içerisinde Mehpare Teyze hangi kek veya tatlından yapar diye düşünüyorum. Dönüş yolu daha kısa ve korkusuz geçiyor. Kek fikri, köpek korkusunu bastırıyor.
Eve geliyorum. Anneme bekliyorlar diyorum.
Babam ikinci duble rakısını bitiriyor ve ayağa kalkıyor. Annem de giyiniyor.
Ben dünden hazırım.
Günlerden Cuma, ödev bitmiş, akşam süper bir kek, ertesi sabahta “Cumartesi’den Cumartesiye” var.
Mutlu olmak, gezmeye gitmek, posta güvercini olmak ne güzel.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder