26 Haz 2011

5N1K

Aids için çoğu zaman çağın vebası derler ya, bence çağın değil de gelmiş geçmiş evrenin en büyük vebası olsa olsa …..’dir.
Kişisel bir hapishanedir o. Parmaklıkları şeffaf, bazen üç oda bir salon, bazen sahil kenarı, bazen tiyatro salonu, bazen ofistir.
Fahri gardiyanlık sistemi hüküm sürmektedir bu hapishanede. Herkes bir diğerinin ve bir diğerlerinin gardiyanıdır.
Parmaklıkları şeffaf dediysem yok da değil. Sadece …..’in sınırlarını aştığınızda kırmızı rengine yakın bir renk alır. İşte tam bu sırada bu fahri gardiyanlardan birisi senin yanına gelir ve “Yaptığın hiç …… değil” der.
Bu kelimeyi ilk duymaya başladığın zamanlar ne söylendiğini anlamaya başladığın zamanla eşanlıdır. Annen, baban, teyzen, dayın, öğretmenin , arkadaşların, müdürün, patronun, karın, kocan, kayınvaliden, kayınpederin, komşun, muhtar, apartman yöneticisi, o, bu, şu, onlar, bunlar, şunlar, kimler, kimsesizler ve geriye kalan herkes ne söylendiğini anlamaya başladığın günü beklerler.
Bir heykeltıraş edası ile tam takım hazırdırlar.
Basketbol izleyicileri bilirler, maç esnasında bir takımın hücum etmek için 24 saniye süresi vardır. Eğer bu süre dahilinde bir atış yapmaz iseniz, topu kaybedersiniz ve top karşı takıma geçer. İşte bu süre dolduğu anda basket potası kırmızı bir şekilde yanarak sürenin dolduğunu size bildirir.
İşte siz de çocukluğunuzdan başlayarak .....’in sınırlarını zorladığınız her an karşınızda bu ışığın yanmış olduğunu söyleyen yukarıda isimlerini zikrettiğim muhataplardan birisini bulursunuz.
Aslında insanoğlunun bu acıklı ve hazin öyküsü bana eski bir terzinin konfeksiyon üretim karşısında her geçen gün mesleğini kaybetmesini hatırlatıyor.
Hayatın her alanında toplum, devlet, kültür ve din pankartını açmış konfeksiyon üreticilerinin karşısında “terzi işi” bir hayat yaşamanın ne kadar zor ve yalnızlık doğurucu bir kavga olduğunu bu yolda yıpranan, yenik düşen, savaşan , yaralanan, her savaşçı bilir.
…..ordularının karşısında kendi hikayesini yazmaya, yönetmeye ve oynamaya çalışan bir sanatçının aslında sadece kendisinin izleyeceği bir filmi yapma sevdasına izin verilmeyişi, ne kadar da  güçlü ve acımasız bir düşmana karşı savaştığını da göstermez mi…
En çok pişmanlık duyarak yaptığınız şeyler aslında en çok kendinizi bulduğunuz ve kendiniz dışında bir sese kulak vermeden yaptıklarınız değil midir?
Bugün ….. olanın dün …. Olmadığını belki yarından sonra yine …. Olmayabileceğini hiç düşündünüz mü…
Dünyayı değiştiremeyeceğimi biliyorum. Ama bu değişimi kendimden başlayarak yaratma isteğime de kimsenin engel olamayacağının  farkındayım artık.
Kendi felsefemi, kendi anayasamı kaleme almakla oluşturabileceğime inanıyorum.
Ve diyorum ki;
Madde 1:
…… kelimesini zihninden çıkar. Hiçbir davranışı kategorize etme. Sınıflandırma. Ayıplama. Hor görme. Davranışsallıkta ikinci elin olmayacağını kabullen.
Yukarıdaki boşluklara da son defa “Normal” kelimesini koy.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder