10 Tem 2011

İyi Günde, Kötü Günde!

Kadınlar futbola pek düşkün olmazlar. Veya genel kanaat bu yöndedir. İşte bu genel kanaati yıkan kadınlardan birisi annemdir. Kendisi tabiri caizse hasta bir Fener’lidir. İşte bu hasta Fener’li 1973 yılında bir Fenerbahçe maçına gider Babamla birlikte. Ancak yalnız değildirler. Annem bana hamiledir.
Benim Fenerliliğim anne karnında işte böyle başlar. İlk tezahüratlara belki de annemim karnını tekmeleyerek eşlik etmişimdir, kim bilir!
İlk formamı ilkokulda babamın amcası almıştı. Pesiç’e ait 7 numaralı çubuklu bir formaydı. O zamanlar TRT’de oynayan bir dizi film vardı. Amerika’da dağlarda doğa ile iç içe yaşayan yaşlı bir amcanın hayatını anlatan. Bu amca eşeklerine numara verirdi. 7 numara da bunlardan biriydi ve bu yüzden arkadaşlarım benimle uzun süre dalga geçtiler.
Okul hayatım boyunca Ankara’da oturduğumuz için senede iki defa Fener’i seyretme şansım olurdu. Bu maçlara da çoğu zaman babamla giderdik. Genelde Ankara maçları olaylı geçerdi. Babamla bu maçlar öncesinde cop yediğimizi, hatta tazyikli suya maruz kaldığımızı bilirim. O zaman maçlara başlama saatinden 7-8 saat kala stada girerdiniz. Bu saatler geçmek bilmez, bir an önce çubuklu formayı görmek için sabırsızlanırdım.
Birkaç kez ağladığımı bilirim.  Hatırladıklarımdan bir tanesi ortaokul zamanıdır. Hasan Vezir’in Cimboma transfer olduğu sene. Dakika 89 Hasan’ın attığı golle yeniliyoruz. Ben salona gidiyorum. Kapıyı kapatıyorum ve başlıyorum ağlamaya.
Fener sevgisi pek öyle anlaşılacak bir sevgi değildir. Ya Fener’lisindir ya da değil.
Aslında bu yazıyı çok daha uzun yazmak isterdim. Ama içimden daha fazla yazmak gelmiyor.
Bugün her Fener’li gibi içim kan ağlıyor.
Üzgünüm.
Bir yandan da içimde inanılmaz bir enerji var.
Keşke yarın lig başlasa. Bank Asya’mı, 2.lig mi, amatör kümemi, hangisiyse işte.
Ben de stada koşsam.
Yeni formamı alsam.
Arkasına isim yazdırsam.
Kendi ismimi değil.
“Aziz Başkan”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder