7 Ağu 2011

Koç

Gut hastalığıydı değil mi, zengin hastalığı dedikleri…
Hani fazla et yemekten olur, malum fazla et yemek de fazla zengin olmak ile mümkündür falan…
Depresyon da zengin hastalığı olabilir mi?
Çünkü ben etrafımda yaşam gailesine düşüp de, yani ay sonunu nasıl getireceğini düşünüp de hayatın anlamını arayan bir kişi dahi görmedim.
Yani tıkırında giden bir işin, mutlu bir ailen ve sağlıklı bir yaşamın varsa hayat monotonlaşıyor. Sıkılmaya başlıyorsun. Elindekiler seni tatmin etmemeye başlıyor. Başlıyorsun düşünmeye. Ardından mutlu olmadığını hissediyorsun. Zira mutluluğu bir süreç olarak değil, varılacak bir istasyon olarak görüyorsun. Ve o istasyona geldiğinde hayatının geri kalanın sorunsuz ve her şeyin harika bir şekilde devam ettiği bir rüya alemi canlandırıyorsun kafanda.
Ve fakat, aslında şu anda gitmeye çalıştığın istasyonda olduğunu fark edemiyorsun bile.
Kendini ve yaptıklarını sorgulamaya başlıyorsun. Gelmiş olduğun noktayı düş kırıklığı olarak algılıyorsun. Beraber yola çıktığın kişilerin senden önde olduğunu görmek kendini başarısız hissetmene yol açıyor. Onlar yapabilirken, ben neden yapamıyorum diye kendine soruyorsun.
Sonra birden karşına o çıkıyor.
Aslında yapabileceğini müjdeliyor sana. Yeter ki inan diyor. Tüm güç aslında senin zihninde, yeter ki olumlu düşün diye de ekliyor.
Vay be diyorsun. Ne kadar da kolaymış. Hayatı olumlayarak değiştirebilmek. Evrene pozitif enerji yollayabilmek. İsteyince başarabilmek.
Tanrı’ya şükrediyorsun.
Ya “yaşam koçları” olmasaydı, dünyanın hali nice olurdu. Onların o rahat, sıcak, mutluluk vadeden olumlu davetleri olmasaydı, nasıl geçerdim o kapıdan içeri diye düşünüyorsun.
Sonra ben düşünmeye başlıyorum.
Acaba diyorum hiç gecekonduda yetişen bir yaşam koçu var mı? Hayatın gerçek ve zor şartlarında yaşam koçuna ihtiyaç oluyor mu?
Bana kalırsa bu “yaşam koçluğu”, 2000’li yılların en çok satan, en büyük yalanlarından birisi. Burada bahsettiğim kesinlikle psikologluk veya psikiyatrlık değil.
En başta bahsettiğim, hayatında her şeyi aslında olumlu olan insanların içine düştükleri monotonluktan ticaret yaratan, başarılı ancak içi de bir o kadar boş meslek dalı.
Ali: İşyerinde yükselemiyorum
YK: Peki buna inanıyor musun?
Ali: Emin değilim.
YK: Eğer emin olmazsan, zaten gerçekleşmez ki. Sen beynine gerekli ortamı yaratması için izin vermiyorsun ki. Olumsuz düşüncelerin var. Bunları zihninden uzaklaştırmalısın
Ali: Ne yapmalıyım peki?
YK: İnanmalısın. Hayatının olumlu seyredeceğine inanırsan, bu gerçekleşecektir. Terfi edeceğine inanırsan, evren de sana bunu sunacaktır.
Ali: Haklısınız, son zamanlarda olumsuz düşünceler ile doldurdum zihnimi. Oysa ki net olarak lisede basketbol oynarken, inandığım maçlarda çok daha fazla sayı kaydettiğimi hatırlıyorum. Eğer sayı olacağına inanırsam, şutumu mutlaka sokardım.
YK: Gördün mü Ali. Çok güzel bir adım attın bugün.
Ali: Teşekkürler YK. Borcum ne kadar?
YK: 250 TL. Kredi kartı varsa o’da olur.
Ali: Haftaya görüşmek üzere.
YK. Unutma Ali. Hep olumlu, tamam mı?
Ali: Tamam:)
Mutlu Son

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder