29 Kas 2011

Kasım

Kasım ayının da sonuna geldik.
Kasım, nedense bana biraz Bolu’yu anımsatıyor. Neden mi?
Nasıl Bolu, İstanbul ile Ankara arasında sıkışmışlığı yaşıyorsa, Kasım’da sonbaharın büyüleyici renklerinin gittikçe soluklaştığı ve nereden bakarsanız bakın aralık ayının o coşkulu ve kırmızı renginin getirdiği, dominant havanın gölgesinde kalıyor.
Hani neredeyse, Bolu’ya yapılan çevreyolu gibi bir yol inşa edilecek de, insanlar eylül ve ekimi güzelce yaşayıp, hiç vakit kaybetmeden, trafiğe takılmadan Aralık ayına girebileceklermiş gibime geliyor.

Kasım’da aşk başkadır.
Acaba bu arada kalmışlık mıdır, bu ayda yaşanılan aşkı farklı kılan?
Kasım ayını hızlı geçerek, bir an önce Aralık’a ulaşmaya çalışırken, değerini bilemediğimiz, bilsek bile hemen kaybettiğimiz aşkları geride mi bırakıyoruz?
Veya, bazıları bu ayın kıymetini biliyorlar da, o yüzden mi, kasım da aşk başkadır diyorlar?

Ve tabi 10 kasım…
Saat 09.05… Kasım ayının bir başka hüzünlü yanı.
Hele Ankara’da büyümüş benim gibiler için, o soğuk 10 kasım sabahları… Hava ayaz mı ayaz… Okul önünde yapılan törenler. Siren sesleri… Bir de Anıtkabir’in varlığı, Ankara’da kasım aylarını daha da derinden yaşamanıza yol açıyor...

17 Kasım.
Bu da kasım ayı ile anılan, aklımda kalmış, Yunanistan’da 70-80’li yılarda ağırlıklı olarak faaliyet göstermiş silahlı örgüt.

6 Kasım.
Hem dünyanın en tatlı kuzeni Reva’nın doğum günü. Hem de unutulmaz 6-0’lık Galatasaray galibiyetinin yaşandığı gün.

Kasımpatı. Kasımpatı çiçeği. Diğer ismi, krizantemmiş. Ahmet Kaya’nın bir şarkısından hatırlıyorum.
Kasım dendiğinde aklıma gelen başlıca “kasım”lar bunlar.
Bu arada iki otuzbir çeken ayın  arasında otuz gün olması sebebiyle, kısa ömürlü de olan, bu sessiz ve hüzünlü ayı geride bırakıyoruz.
Hoş geldin Aralık.
Ne çabuk geldin. Bize yeni bir yıl getirdin, farkındayız.
Bu yıl bizi, yine çok yordu.
Bari sen bizi biraz dinlendir.
Ümitlendir. Olmayacağını bilsek de, kulağımıza yeni yıl ile ilgili güzel şeyler fısılda.
Hayal etmek de güzel.
Bunu bari, çok görme biz zavallı insanlara…

Not: Şu an okuduğum "Gündüz Feneri" kitabında Gündüz Vassaf, çok yakında, basılı kitapların yok olma süreci içine gireceğini ve yerini tabletler aracılığıyla okunabilen kitapların alacağını söylüyor. Hatta, kitapları okurken, belki de, kitabın içine yerleştirilmiş müzikleri dinleyebileceğimizi, görüntüleri seyredebileceğimizi belirtiyor. Öyle ise, siz de bu yazıyı okurken, Guns N' Roses'dan "November Rain"i dinleyin de, yazımız tam  yerini bulsun.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder