11 Ara 2011

Benimle Susar mısın?

Oturdum bilgisayarın başına…
Aklımda bir Pazar akşamı yazısı yazmak vardı… Hani pazartesi sendromu yaşatan cinsten…
Yazdım. Ama beğenmedim ve sildim…
Ne yazacağımı da bilmiyorum.
Yazmak ne kadar zor.
Konuşmak ne kadar kolay.
Boş yazmak bile, boş konuşmaktan çok daha zor…
Son zamanlarda sessizleştiğimi fark ettim. Demek istediğim, eskiye göre.
Önce yaştan olduğunu düşündüm.
Ama şimdi anlıyorum da, insan yazdıkça konuştuklarını da sorgulamaya başlıyor…
Bu sorgulama, gün içinde, pek de gerek olmayan ve herhangi bir incir çekirdeğini doldurmayan cinsten bir çok cümleler kurduğumu fark ettirdi bana…
İnsanların, rahatlamak ve içini boşaltmak amacı ile sohbet etmelerini ve konuşmalarını elbette ki yargılamıyorum ancak, her konuda ve her zaman konuşmamız da gerekmiyor aslında…
Zaten dikkat ederseniz, eşlerimiz ve ailelerimizle konuşmaktan çok sessizlikleri paylaşıyoruz çoktandır… Kendini söz ile anlatma mecburiyeti ortadan kalktığında, insanlar konuşmaktansa, birbirlerinden aldıkları sıcaklıklar ile sessizliklerini paylaşmaya başlıyorlar…
Neden sustun, sıkıldın mı benden sorusunun cevabı benim açımdan çok net… Yanımda susan insanları da daha fazla sever oldum…
Konuşarak paylaşabildiklerimizin neler getirdiği ortada…
Sessizlik sanki çok daha fazlasını kazandırıyor ilişkilerde.
Belki bu yüzden, insanlar geçmişte mektuplar ile, günümüzde ise mailler ile daha rahat anlıyorlar birbirlerini…
Diyaloglarımızda, altın arar gibi mana aramaya başladığımız günlerde,
Şimdi anlıyorum,
“Söz gümüş ise, sükut altındır” atasözünün, gerçek manasını…
Diliyle değil, kalbiyle ve gözleriyle anlaşan insanların çoğalmasını diliyorum.
İyi pazarlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder