7 Ara 2011

Sözlerimi Geri Alamam

Öz’lü sözleri çok severiz.
Atasözlerini de.
Ancak Öz’lü sözlerin yeri apayrıdır.
Öz’lü söz konsantre meyve suyu gibidir.
Öz’lü sözü söyleyen kişinin hayatı ise meyvedir.
Örneğin, Tolstoy’un bir sözünü arkadaşınızla paylaştınız.
Bu söz duyan veya okuyan kişi bir anda etkilenir. Düşünür. Sonra bu bir anda geliş, bir anda gidişi getirir.
Tolstoy’un hayatını kimse okumaz, bilmez.
Ama Öz’lü sözünü herkes birbirine söyleyebilir. Zira Tolstoy marka değeri olan bir yazardır.
Nike gibidir. Ya da Adidas.
İnsanların çokluk ile, Konfüçyüs’ten tutun, Mevlana’ya, ya da Dostoyevski’den Goethe’ye kadar bir çok yazar, çizer, edebiyatçı veya sanatçının, sözlerini birbirlerine bir şeyler anlatmak için paylaşmaları bir zamandır, bana komik gelmeye başladı.
Her şey de olduğu gibi, edebiyatta da hap şeklinde besinler arayan günümüz insanı, beslenmesini kitaplar yerine, cümleler ve paragraflar ile yerine getirmeye çalışıyor.
Hele ki, internet çıktığından beri, Öz’lü sözler iyice havada uçuşmaya başladı.
Kimin, neyi söylediği tam bir muamma.
Ben de bu yazımda size bazı değer verdiğim Öz’lü sözleri paylaşmak istiyorum.
Sizden ricam, her birini okuduğunuzda; etkilenmeniz, düşünmeniz, ders çıkarmanız, haklı bulmanız, ve hemen akabinde de hem sözü hem de söyleyenini unutmanız. Zira sistem bu şekilde işliyor.
İyi etkilenmeler.
“Saldım çayıra, Mevlam kayıra” Goethe
“Üşeniyorum, öyleyse yarın” Napolyon
“Para, kredi kartı veya yemek çeki” Adam Smith
“Yazıldıysa olur” Nietzsche
“Evli, mutlu ve çocuklu” Mevlana
“Benim memurum işini bilir” Platon
“Bırak bu işleri, devlet su işleri” Can Yücel

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder