21 Oca 2012

Dikkat! Kadınlar Okumasın...

Schopenhauer ve eserlerini okumaya devam ediyorum.

“Hayatın anlamı” isimli eserinden sonra, sıra geldi “Aşka ve Kadınlara Dair” kitabına.

Yeri gelmişken, Hayatın Anlamı kitabı ile ilgili de bir yazı yazacağım ancak, özetle Filozofumuz hayatın bir hata olduğunu ve her haliyle insana uygun olmadığını söylüyor. Bu zehri içinize attıktan sonra, gelelim konumuz kitaba.

Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm kadınlar, ikinci bölüm de aşk üzerine. Ben şimdi size ilk bölümden bazı bölümleri aktaracağım.

Öncelikle, kadın okurlara en baştan söyleyeyim; alınmak, gücenmek yok. Bunlar filozofun düşünceleri. İsteyen katılır, istemeyen eleştirebilir.

Yalnız bir kısmını, ben de daha önceleri düşünmüştüm. Neden, erkeklerin sanata daha eğilimli oldukları, neden dünyaca ünlü yazarların, müzik adamlarının, ressamların, daha çok erkek oldukları üzerine gibi…

İşte Schopenhauer’un söyledikleri arasından, benim not ettiklerim.

Şimdiden geçmiş olsun…

“ Kadınların zihinsel olsun bedensel olsun, büyük işler için yaratılmamış olduklarını anlamak için görüntülerine bakmak yeterlidir. Onlar hayatın cefasını yaptıklarıyla değil, katlandıkları ile çekerler…”

“Genç kızlarla sanki tabiat, dramaturjik bir anlamda, çarpıcı etki denen şeyi göz önünde tutmuş görünür, çünkü onlar, hayatlarının kalanı pahasına, birkaç yıllığına emsalsiz bir güzellikle, tam bir cazibe ve dolgunlukla donatır. Tabiat, bunu öyle bir şekilde yapmıştır ki, bu birkaç yıl boyunca bir genç adamın muhayyilesini bu sayede kendilerine tutsak edebilirler. Ve bu tutsaklık erkekleri, yaşadıkları müddetçe onların bakım ve gözetimini, şu veya bu şekilde üstlenmeyi onurlu bir iş bilerek, peşlerinden koşturupduracak boyutlara ulaşır…”

“…Daha ziyade, kadınlar zihni bakımından dar görüşlüdürler (miyopturlar), zira sezgiye dayalı kavrama melekeleri kendilerine en yakın olanı çok çabuk ve berrak bir şekilde algılarsa da, görüş alanları çok dardır, ve uzakta olan şeyleri ihata edemez… Bu yüzdendir ki aşırılık ve ya da ölçüsüzlüğe daha büyük bir eğilim sergilerler… Kadınlar içten içe, mümkünse kocalarının sağlığında, ama her halükarda ölümlerinden sonra, istedikleri gibi harcayıp rahatça yaşayabilmeleri için, erkeklerin para kazanmak için yaratıldıklarını düşünürler.”

Eylem: Kadınların neşesinin kaynağı da buymuş ve bu aslında tüm diğer negatifliklerin yanında, erkeğin neşesini kazanmak adına iyi bir özellikmiş…"

“…kadın  mizacındaki temel kusurun “adalet duygusu”ndan yoksunluk olduğu görülecektir. Bu esas itibariyle, daha önce sözü edilmiş olan muhakeme kabiliyetindeki ve düşünme meleksindeki zayıflıktan kaynaklanır, fakat aynı zamanda kısmen tabiatın onlara daha zayıf cins olarak tahsis ettiği konuma kadar götürebilir. Onlar bu konumları gereği kuvvete değil fakat kurnazlığa bağımlıdırlar. Bu yüzdendir ki, içgüdüsel olarak desise ve kurnazlığa yatkındırlar ve yalan söylemeye karşı iflah olmaz bir temayüle sahiptirler. Zira, nasıl ki, aslanlar pençeler ve dişleri, filler ve domuzlar azı dişleri, boğalar boynuzları ile donatılmışsa tabiat, kadınları da kendilerini savunmaları için ikiyüzlülük yahut riyakarlık melekesiyle teçhiz etmiştir. Tabiat, erkeklere fiziki güç ve akli meleke biçiminde bahşettiği kabiliyetin tamamını kadınlara bu şekilde bağışlamıştır.”

Eylem:  Çok bomba değil mi…

 “… Bu sebeple mükemmelen dürüst ve güvenilir, ikiyüzlülüğe yahut riyakarlığa yüz vermeyecek bir kadın belki de tasavvur edilemez ve yine aynı sebepten ötürü başkalarındaki ikiyüzlülük ve riyakarlığı bu kadar çabuk görüp fark ediverirler, dolayısıyla onlarla bu konuda uğraşmak tavsiye edilmez.”

“ İfade edilen bu temel kusur ve onun beraberinden getirdiği her şeyden, sahtelik, hainlik ve kadirbilmezlik ve benzeri nitelikler südur eder.  Bir adalet mahkemesinde, kadınlar, erkeklerden çok daha fazla yalan yere yeminden suçlu bulunurlar. Haddizatında, yemin etmelerine izin verilip verilmemesi meselesi genellikle sorgulanan bir konudur…”

“Erkekler arasındaki doğal hissiyat, safi kayıtsızlıktır, buna mukabil kadınlar arasında bu, gerçek düşmanlık yahut husumettir…Bu yüzdendir ki, iki kadın arasında iltifat ve takdir ifadelerinin değiş tokuşu, iki erkek arasındakinden çok daha gülünçtür….”

“Bir erkek kural olarak başkalarına, hatta kendisinden aşağı olanlara bile, belli bir saygı ve insancıllıkla hitap ederken, yüksek tabakadan bir hanımın kendisinden daha aşağı konumda olan birisine hitap ederken, genellikle takındığı tavır kibir ve istikrah ifadesi tek kelimeyle tahammül edilmezdir.  Bunun sebebi, muhtemelen kadınlar arasındaki sınıf yahut tabaka farklılıklarının erkeklerin arasında olduğundan daha güvenliksiz, daha belirsiz olmasıdır yahut da erkeklerin durumunda hesaba katılması veya değerlendirme konusu yapılması gereken yüzlerce şey varken, kadınlar için bunun, her zaman tek bir şeyden, yani erkeklerin teveccühünü kazanmaktan ibaret olmasıdır.”

“ Bu dar omuzlu, geniş kalçalı ve kısa bacaklı soya “cins-i latif” ismini verebilen sadece cinsel içgüdüsüyle aklı yahut görüş ufku bulutlanıp kararmış olan erkeklerdir, çünkü kadın cinsinin bütün güzelliği bu içgüdüye dayanır…Onlara, güzel demek yerine “estetikten yoksun cins” demek daha doğru olurdu. Ne müzik, ne şiir, ne de güzel sanatlar için gerçek anlamda bir duygu ve duyarlığa sahiptirler onlar…”

“Eğer bütün kadın cinsinin, en seçkinlerinin güzel sanatlarda hiçbir zaman gerçekten, büyük, hakiki, özgün ve sahici olan hiçbir şey başaramadıkları ya da hangi türden olursa olsun dünyaya kalıcı değere sahip, hiçbir eser veremedikleri akılda tutulursa, kadınlardan farklı hiçbir şey beklenilmemesi gerektiği kendiliğinden anlaşılır.”

Daha yazacak inanın çok şey var. Ancak bu kadar yeter diye düşünüyorum.

Siz de, yazarın geri kalan fikirlerini ve burada aktarmadığım aşka dair düşüncelerini öğrenmek isterseniz, hiç vakit kaybetmeden, bu kitabı okuyun.  

Kızmak yok, okumaya devam…

Schopenhauer
Aşka ve Kadınlara Dair- Aşkın Metafiziği- Say Yayınları
                

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder