7 Oca 2012

Hayatımın Müziği

Yanılmıyorsam 1997 kışı idi.

Babam İzmir’e tayin olmuş, ben de üniversiteyi uzatmam nedeni ile, vize ve finaller için sürekli Ankara ve İzmir arasında mekik dokuyorum.

Küçükken, otobüs şoförü olmak isterdim. Belki şoför olamadım ama, iyi bir otobüs yolcusu oldum.

İşte bu seyahatlerden birisinde, tam da İzmir’e varmak üzereyken, uyuyan şehrin, sessiz ışıklarını gördüğümüzde, hiçbir zaman otobüste uyuyamayan ben, en ön koltukta oturuyor, bir yandan eve gelmenin mutluluğu, diğer yandan uykusuzluğun verdiği baş ağrısı ile, muavin ile şoförün sohbetini dinlerken, birden;

Candan Erçetin’in “Yalan” şarkısı çalmaya başladı. Hani sözlerinde, “dünyada ölümden başkası yalan” olan o kiminin çok sevdiği, kiminin ise bir türlü sevemediği şarkı.

Tam o anda, muavin şoföre dönüp, aynen şöyle söyledi;

“Otobüs güzel, şarkı güzel.”

İşte ben bu şarkıyı ne zaman duysam aklıma, o soğuk kış sabahında otobüste yaşadığım o an gelir.

Bir şarkıyı veya melodiyi, bir an, bir kişi veya bir yer ile hafızaya kazımak ne unutulmaz bir kombinasyon değil mi…

Düşünsenize, o şarkının sizi,

Belki bir sevgiliye,

Belki bir yolculuğa,

Belki bir an’a,

Yılların içerisinden çekerek, bir anda ulaştırabilmesi,

Bir mucize değil de nedir.

İnsanların sevgilileri veya eşleriyle, şarkıları olmasına çalışmalarının sebebi,

Gün gelir de , ayrılırsak, birbirimize aldığımız hediyeler eskidiğinde ve atıldığında, veya kızgınlıkla çöpe savrulduğunda, yine de birbirimizi hatırlatmaya yarayacak, bir ölümsüzlük yaratma isteği olabilir mi?

Öldüğümüzde, öteki dünyaya göçtüğümüzde, bize hoş geldiniz kartının yanında, dünyada yaşadıklarımıza dair bir soundtrack albümü verilse, ve bu albümde yukarıda bahsettiğim şarkılar ve melodiler olsa,

Fena olmaz mı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder