28 Oca 2012

İnsan Olma!

İnsanların olağan üstü durumlar ve beklenmedik hadiseler karşısında halleri bende hep merak konusu olmuştur.

İkinci kanal çizgisinde çoğu zaman sorguladığım da; önyüzümüz dışında, içgüdülerimize dayanan ve aklımızı en az çalıştırarak, hayvanlara en çok yaklaştığımız bu anlarda verdiğimiz tepkiler sanırım.

Üreme, aç kalmama ve sığınacak yer bulma şeklinde özetlenebilecek, en temel dürtülerimiz karşısında ortaya koyduğumuz davranışlar, her dil, din ve ırkta birbirine çok benzerdir. Benzer olmuştur ve olacaktır da!

Söylemek istediğim, bu temel dürtüler söz konusu olduğunda, kendi aramızda insanlık başlığı altında topladığımız; dürüstlük, sevgi, ahlak, inanç, modern zamanın empati’si ve diğer tüm kavramların devre dışı kaldığı gerçeğidir.

Bildiğiniz üzere geçtiğiz günlerde lüks bir cruise gemisi, İtalya açıklarında karaya oturup, yan yattı.
Bu talihsiz kazada ölenler ve yaralananlar oldu.

Geminin kaptanı, kıyıya adayı selamlamak niyeti ile fazla yaklaşması, içkili olması gibi bir çok konu haber olarak karşımıza çıktı.

En fazla dikkatimi çeken haber ise, en son okuduğum oldu.

İddiaya göre; gemi yan yattıktan ve yolcuların tahliyesi başladıktan sonra, kıyıya ilk varan filikalarda, son derece bakımlı, şık ve çoğunluğu Rus olan bay ve bayanların bulunmaktaydı.

Yine iddiaya göre, bu kişiler gemideki görevlilere, filikalara ilk binmek arzusuyla rüşvet vermişlerdi.

2012 filmini seyredenler için çok tanıdık bir sahne değil mi?

O filmde de, kıyametten kurtulunması için inşa edilen dev gemilere milyarlaca dolar para ödeyen zengin insanlar alınıyordu.

Yine Titanik gemisinin buzullara çarparak batması esnasında, önce 1. Sınıf yolcuları gemiden tahliye edilmişti. Hatta kaza ile ilgili yapılan filmin konusu da bu sınıf ayrılığı üzerineydi.

Demek ki, insan halleri, bin yıl önce, şimdi, bin yıl sonra hep aynı…

Değişen bir şey yok…

Aslında medeniyet ve insanlık başlığı altında topladığımız tüm ulvi ve bizi hayvanlardan ayıran özelliklerimiz, sadece iyi anlar da geçerli…

Normalin azıcık dışına çıkıp da, temel dürtülerimiz devreye girdiğinde, hayvanlara yaklaşıyoruz, sonra şartlar normale dönmeye başladığında, tekrar “insan” diye tabir ettiğimiz kimliğe geri dönüyoruz…

Bunları düşündüğümde, şu “medeniyet” hadisesi bana büyük bir komediden farksız geliyor.

İşin diğer komik yanı, kendimizi buna inandırmamız.

Sadece beraber yaşamak adına inşa edilmiş genel yalanlar ve inanış biçimi?

Diyebilir miyiz?

Hani derler ya “Önce insan ol” diye… Ne kadar tehlikeli aslında…

Ruanda’da, Bosna’da ve Kamboçya’da olduğu gibi…

Bence insan olmamakta fayda var…

En azından işler iyi giderken…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder