10 Oca 2012

İyi sürüşler

2006 yılında kendime, hayalim olan Audi A3 marka bir otomobil aldım.

Hayalim demişken, çok erken fark ettiğim bir hadise, insanın hayallerini kademeli olarak tesis etmesi.

Örnek vermek gerekirse, hayalim Ferrari almak değildi. Şimdi de değil, o ayrı, ancak, genel anlamda hayal etmeyi sınırlamak değil de, gerçeğe yakın tasarımlamak iyi bir şey.

Neyse; arabayı ayıptır söylemesi 23 bin euro’ya aldım. Hatta biraz daha ucuz olurdu da, deri direksiyon ve kolçak ekletmem sonucunda, fiyat bu meblağa ulaştı.

Belki diğer lüks arabalar da öyledir, bilemiyorum, bundan sonra zaten bilmek de istemiyorum, ancak; ben arabayı alırken durum şöyle idi;

Hani kumpirciye gidersiniz de, adam patatesi közden çıkarıp, kesip, içini parçaladıktan ve kaşar koyduktan hemen sonra, yüzünüze bakar ve;

"Ne koyayım" der ya,

İşte Audi’de de durum böyle idi.

Arabanın çıplak bir fiyatı vardı. Ve siz bu fiyatın üzerine ne eklerseniz, fiyat o kadar yükseliyordu.

Deri direksiyon mu: 100 euro,

Sun roof mu:1000 euro,

Üç kol direksiyon mu: 500 euro;

Yağmur sensörü mü: 150 euro,

Uzun lafın kısası, yirmi iki bin euro’luk araba, bu eklemeler ile, otuzbeş bin euro’ya kadar ulaşabiliyordu.

E yirmi iki bin euro’nun,  on bin euro’su da vergisi derseniz,

Arabanın fiyatının aslında on iki bin euro olduğu anlaşılıyordu.

Az önce oturur iken, düşündüm de;

Hayatımdaki bir çok şey aslında aksesuar.

Ve yalın hayat için, bunların hiç biri gerekmiyor.

Ama biz, kendimizi kaybedip, sürekli hayatımıza pahalı “opsiyonlar” ekliyor, sonra da bunları kaybetme korkusu yaşıyoruz.

Halbuki, olup bitenin dört teker üstünde gitmek olduğunu sık sık hatırlayabilsek…

Hayat çok daha kolaylaşacak…

Bir de yoldan gitmemiz gerekmediğini anladığımız gün,

İşte o gün,

Belki de mutluluğun kapısını aralamış olacağız,

Üstelik, her duyguyu sıfır kilometre yaşayarak…

Hep yolun dışında sürebileceğimiz, donanımsız, basit araçlarımız olması dileği ile…

İyi sürüşler…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder