9 Şub 2012

Değişiyorum Öyleyse Vurun!

Konumuz değişim.

Değişim’i aklıma getiren ise daha çok ideoloji.

Cengiz Çandar’dan duymuştum. Şöyle demişti;

“Hayatımda, eşimi değiştirdim, ideolojimi değiştirdim, zevklerim değişti, değişmeyen tek şey tuttuğum takım Fenerbahçe!”

Değişimi kötü görmek ve sabit kalmayı mubah bir özellik saymak, bana kalırsa biz 70 ve sonrası doğumlulara babadan kalan bir miras.

Diğer bir deyişle, gençliğine Özal politikaları ile başlayan, ben ve benim gibi Özal kuşağı kişiler için…

Dünyada acaba biz Türkler kadar ikilik yaratmaya meyilli bir millet daha var mıdır merak ediyorum…

Artık bunun genetik bir miras olduğunu düşünmeye başladım. Nasıl mı?

Yüzyıllarca Çinliler ile mücadele eden atalarımız, Çin oyunlarına maruz kala kala “acaba bu işi yaptık mı biz yaparız, hatta kralını yaparız” mı dediler…

Şimdi değişimden, ikiliğe nasıl geçtin demeyin…

Ben bunları yazınca, daha doğrusu değişimden bahsedince, ne ile yaftalanacağımı biliyorum da, ona önlem olsun diye anlatmak istedim…

Aaa bu kesin “liboş”… Yok yok “İkinci cumhuriyetçi”… Veya güncel bir tabir “yandaş”!

Din konusuna getirilen en büyük eleştiriler, halkın yeteri kadar eğitil(e)memesi, bu sebeple de, insanların kolaylık ile kandırılması olagelmiştir hep.

Peki ideolojiler… İdeolojileri insanlar okulda mı öğrenirler… Sağcı veya solcu olmayı, lise bittiğinde Fen veya Sosyal bilimleri tercih ettikleri gibi mi seçerler…

Söylemek istediğim, insanlara bir şeyler dikte edilerek, veya tartışmaya kapatarak bir yere varılamayacağıdır…

Bir ideoloji 80 yıldır aynı şeyleri anlatamaz… Anlatsa bile kendisine yandaş bulamaz…

Sadece ideolojiler değil. Kendimizden yola çıkalım…

Bana on yıl önce biri, “Sen gün gelecek, sırtına çantanı alıp tek başına Vietnam’a gideceksin” , “Gün gelecek koluna dövme yaptıracaksın” deseydi…

Son zamanlarda basına yansıyan birkaç haberden esinlenerek yazdım bu cümleleri…

Birincisi Milli Güvenlik dersinin öğretimine son verilmesi,

İkincisi de stadyumlarda yapılan törenler.

Çok özür dileyerek soruyorum. Hepiniz bu dersi almışsınızdır. Kabaca rütbelerin öğretildiğini hatırlıyorum… Pardon da bir öğrenci neden rütbeleri öğrensin… Bunun ne gibi bir faydası ve eğitim gerekliliği olabilir…

İkincisine gelince, ben bu törenlerden birisine yaklaşık üç ay boyunca hazırlandım… Yağmur altında, soğuk günlerde… Ve güneş altında sıcak günlerde… Üstelik bu süre zarfında derslere girmeyerek… Bir otobüse tıka basa bindirilerek, her Allahın günü stadyuma götürülmenin ne kadar yorucu olduğunu bilenlerdenim anlayacağınız…

Bu haberlere tepki gösterenleri üzülerek seyrettim… Herkesin fikrine sonsuz saygım var…

Benim burada üzerinde durduğum, dönemin siyasi konjonktürüne uygun olarak alınmış bazı uygulamaların, zaman içinde değişmesi kadar doğal bir süreç olamaz…

Bunlara akılcı yaklaşmak yerine, takım tutar gibi tepkiler vermek…

Gerçi takım tutma olayının zirve yaptığı konu “domuz gribi” idi…

Domuz gribi vardır, aşı gerekir diyenler bu tarafa,

Yoktur, aşıya da hiç gerek yoktur diyenler, diğer tarafa!

Bizim bir Mehmet Ağabey var… Hiç değişmedi adam… Hiç ödün vermedi bildiklerinden… Hala eski bir arabaya biner… Cep telefonu da kullanmaz… Helal olsun adama…

Tüm Mehmet Ağabeylere selam olsun…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder