7 Ağu 2012

Hindistan'da Ne Yedin?

Hindistan'a gittiğinizi söylediğiniz ortalama her kişi size hiç değişmeyen iki soruyu sorar:

Ne Yedin?

Hasta olmadan gelebildin mi?

Üzerinden iki ay geçtiği için hasta olmadığımı söyleyebilirim. Tabi, Ganj'ın kıyısından geçmiş bir insan olarak çok da emin olmamak lazım...

İlk giden her insan gibi, önyargı ve korkularla ayak bastık, artık kıtanın en kalabalık nüfusuna sahip bu topraklara...

Hemen hemen tüm forumlarda vurgulanan iki temel konuda hassasiyet gösterdik,

Et yemedik,

Çeşme suyunun kıyısından köşesinden geçmedik...

Dişlerimizi bile satın aldığımız pet şişelerdeki su ile fırçaladık. Duş alırken ağzımı kapamaya çalıştığımı itiraf etmem gerekir.

Aslına bakarsanız, gezimiz boyunca gün geçtikçe rahatladık, adapte olduk ve çekinmeden yemek yemeye başladık. Ama ilk birkaç gün cidden stresli geçti.

İlk temasımız biraz global oldu. Costa Cafe'de  çikolatalı muffin ve kahve ile başladık. Saka Su'yu ise uçakta sevdiğimiz bir arkadaşımızdan aldık.

DSC_2130


İlk durağımız Varanasi, sadece görsel anlamda değil, yemek anlamında da tam bir şok yaşattı bize... Açıkçası Lonely Planet'ın önerdiği restorandaki ortamı ve masalarda dolaşan böcekleri görünce, ilk günümüzü meyve salatası ile sonlandırmak zorunda kaldık. Uykusuz ve aç, can sıkıcı bir ilk gündü...

Ertesi gün kahvaltımızı otelde yaptık. Meyve, tereyağ ile ekmeğe, çayımızı da ekleyince dünyalar bizim oldu...

IMG_0847

Şehri dolaştıktan sonra, bir önceki gün yaşadığımız şoku yaşamamak adına, yine kitabımızdan bulduğumuz bir otele gittik. Masaj yaptırmadan önce klimalı ve lüks retoranda pizza yedim. O kadar mutluydum ki, bu anı fotoğraflamak aklıma gelmedi...

Varanasi'den sonra geldiğimiz Delhi, bizim açımızdan cennet tadında geçti.

Otelimiz ile aynı binada harika bir restoran vardı. "Zaffran"

İlk olarak iştah açıcılar geldi. Soğanların tadı harikaydı. Domates soslu olan çok tuzlu ama lezizdi. İçinde patlıcan vardı.

IMG_0864

Sonra paylaşmak için ortaya birkaç değişik yemek söyledik. Gezimiz boyunca en çok tercih ettiğimiz de hep pirinç oldu. Genellikle sebzeli ancak hem tok tutan, hem değişik tadlar içeren alternatiflere sahipti.

Sebzeli ve safranlı pilav, patates salatasına benzeyen bir yemek, cacık ve yine domates soslu ve sebzeli bir başka yemek...

IMG_0866

Jaipur'da öğlen turistik bir yerde mola verdik. Ben yine sebzeli pilav tercih ettim. Yanında da sarımsaklı pide.

IMG_0918

Jaipur'daki ilk akşamımızın sonunda en lüks neresi ise oraya gitmeye karar verdik ve kendimizi "Rambagh Palace"ta bulduk. Nasıl derler, zenginlik ve varlığı yeniden keşfettik burada.

Kendimize güzel bir kırmızı şarap söyledik ve yanına da değişik tatlardan oluşan aşağıdaki "ortaya karışığı" sipariş ettik... Hepsi birbirinden lezizdi. Çoğu acı ve bol baharatlıydı... Damak tadımıza oldukça uygundu.

IMG_0911

Son günümüzde ise, yine turistik olmakla beraber, lokal insanlarında gittiği bir restorana attık kendimizi.

Burada yabancısı olmadığımız yemekleri tercih ettik. Erişte ve çin böreği gibi...

IMG_0934

IMG_0929

Yerel biraları fena değil ama yine de Chivas beynelmilel. Ne de olsa Sivaslı demiş bir dost...

IMG_0927

Yolculuğumuz boyunca, hele ki ilk günlerimizde, bize büyük destek olan aşağıdaki iki dostu da unutursak da, büyük bir kusur işlemiş oluruz...

IMG_0907

Sonuç olarak dostlar, korkulanın aksine bir hafta geçirdiğimiz Hindistan'da en ufak bir mide rahatsızlığı yaşamadan gezdik, yedik, içtik ve eğlendik...

Önyargılar bazen faydalı olsa da çoğu zaman bize gereksiz sınırlar çiziyor ve yaşamamız gereken zevklerden bizi mahrum bırakıyor...

Bu önyargılar, sadece yemek konusunda değil, hayatın her anlamında geçerli bir el freni vazifesi görüyor ve bizi yavaşlatıyor...

Gezimizin mutfak yansımaları işte böyle.

Kazancakis'in Zorba'nın önsözünde söylediği gibi;

"Beni en çok mutlu eden şeyler, düşlerim ve gezilerim..."

Buna ben "Yediklerim"i de eklemek isterim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder