15 Ara 2012

Aklımda Kalanlar

Sitar'ın babası Ravi Shankar bu hafta hayata gözlerini yumdu. Herhalde batılı her müzisyeni hayatının bir anında derinden etkilemiş bu büyük müzisyenin yokluğu fazlasıyla hissedilecektir.

Her ne kadar ardında yüzlerce eser bırakmış olsa da, izlerini takip edebileceğimiz iki de kızı var. Bir tanesi çoğumuzun bildiği Norah Jones, diğeri ise çoğumuzun bilmediği, ancak bizim dışımızda kalan çoğu kişinin bildiği Anoushka Shankar...

Ve bu iki müzisyen kardeşi bünyesinde barındıran, ki hatta baba Ravi Shankar'ın da destek olduğu, "Breathing Under Water" isminde hepinize önerebileceğim bir de albüm var.

Karma'ya göre bir daha dünyaya gelmesi kesin olan Ravi'ye külleri bol olsun demek istiyorum... Tabi  tüm günahlarının cezasını çekmemişse eğer... Yoksa biz O'nu kızları üzerinden takip etmeye devam edeceğiz...

xxxxxxxxxxxx

"Jacintha Saldanha".

Bu isim size birşey ifade ediyor mu bilmiyorum ancak kendisi Avustralya ile İngiltere arasında ciddi bir krize neden oldu. Maalesef kriz, kendisinin intiharı sonucunda gündeme geldi.

Avustralya'da yerel bir radyo sunucuları, Jacintha'ya kendilerini kraliçe olarak tanıtarak, prensesin hamileliği ile ilgili bir takım bilgiler aldılar, ve bu şaka yoluyla aldığı bilgileri de radyolarında yayınladılar. Kaç kişi bu şaka ile eğlendi tabi bilmiyorum; herkesin bildiği bu şakayı onuruna yediremeyen Jacintha'nın kendisini öldürmesi.

Hastahanede hemşirelik yaparak hayatını kazanmaya çalışan bir kızın hazin sonu... Ben buradan ailesinin yasına ortak oluyorum. Müslüman'mıydı yoksa Hindu'mu bilmiyorum ancak umarım o da Ravi Shankar ile aynı yere gitmiş, ve sitarına eşlik ediyordur.

Radyo sahipleri hemen program yapımcılarının işine son vermişler. Jacintha'nın ailesine yarım milyon dolar bağışta bulunacaklarmış.

Senaryo olsa eski Türk filmi der güler geçerdik. Ancak görüyoruz ki insanların hayatlarına ömür biçilmesi, dram filmlerinin senaryosu olmaktan çok hayatın kendisiymiş meğer.

İnsan ister istemez merak ediyor; acaba benim hayatımın bedeli ne kadar diye...

xxxxxxxxxxxx

Hayvanat bahçelerinde, bazı hayvanlar kafesleri geçmesin diye düşük voltajlı elektrik verildiğini biliyorsunuzdur. Böylelikle elektriği bir defa tecrübe eden hayvan bir daha bunu denemeye çalışmıyor.

Neyse şimdi bu nereden aklıma geldi, ben de bilmiyorum ancak bu hafta dikkatimi çeken bir başka haber de, emniyet şeridini kullanan araçları, diğer sürücülerin fotoğraf çekerek, atacağı tweetler ile, şikayet edebilmesi ve ceza yemelerinin sağlanması konusunda sistemin kurulması oldu.

Zaten birkaç aydır, gece gündüz, en soğuk havalarda, yol kenarlarında bekleyen polisler olduğuna şahit oluyoruz. Bu polislerin varlıklarının sebepleri, emniyet şeridini kullanan araçlara ceza kesmeleri veya esas anlamda bu konuda caydırıcı olmaları.

Emniyet şeridini, emniyetin koruması...

Kişi başı gelirin yükselmesinin Türkiye'ye etkisi, emniyet şeridinin kullanılmaması değil de, emniyet şeridinde giden arabaların marka değerinin yükselmesi olarak vücut buluyor...

Cidden gurur duyuyorum...

xxxxxxxxxxxx

Bence dünyanın en büyük klişesi:

" Diğer insanların görüşlerine, inanışına karışılmaması, herkesin özgür iradesi ile hareket edebilmesi ve varlığını devam ettirmesi" yalanıdır.

Bu hiçbir çağda, ülkede, anda olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır.

Nokta.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder