19 Oca 2013

Oyun

Artık tüm çocukların elinde tabletler ve akıllı telefonlar var.

Ve tabi bu teknolojik aletlerin içinde de binlerce oyun.

Biz bu yaşımızda oyunlardan uykusuz kalıyorsak, gelin siz çocukların eğlencelerini düşünün...

Az önce kardeşimle konuşurken, aklıma çocuk iken oynadığım birkaç oyun geldi...

Fakir bir ailenin çocuğu hiç değildim, ancak o dönemlerde küçük arabaların dışında pek fazla oyuncak olduğunu da söyleyemeyeceğim.

Gelelim aklımda kalan oyunlara.

Oyunları anlatırken, meydana geliş biçimlerini de sizlerle paylaşacağım.

Fırıncılık:

Yedi ile onbir yaş arasında, babamın görev yeri olması nedeni ile Diyarbakır'da oturmuştuk. Oturduğumuz lojmanların bir tarafı Şehitlik semtine, diğer tarafı ise Bağlar semtine bakıyordu.

İşte bu Bağlar tarafına bakan kapıya yakın bir çok pide fırını vardı. Ve yaşım ve çoğu aile ile tanıdık olmam sebebi ile ekmek almaya daha çok ben giderdim.

Ve her pide fırınına gidişimde hemen pideleri almaz, bir süre fırıncıları ve iş yapış biçimlerini gözlemlerdim. Hemen hemen her gün gerçekleşen bu aktivite sayesinde fırıncılık idealimdeki mesleklerden biri haline geldi.

Bu ideal çocuk zihnimde fırıncılık oyunu şeklinde tezahür etmişti o zamanlar.

Oyun çok basitti ve her evde oynamak için gerekli aletlerin bulunabileceği bir oyundu.

Bir sineklik.

Birkaç kirli toz bezi.

Ve altında boşluk bulunan bir kanepe.

Kanepe fırın, sineklik ekmekleri yani toz bezlerini kanepenin altına yerleştirmek için kullanılan ekmek tahtası ve anladığınız üzere bezler de pide görevi görüyordu.

Sinekliği kullanarak bezleri kanepenin altına yerleştirir, pideler olduğunda da sineklik yardımı ile geri çıkarırdım.

İşte size her evde oynanabilecek "fırıncılık" oyunu!


Otobüs şoförlüğü:

Hem annem hem de babam Siirt'li. Bu nedenle çocukluğum boyunca uzun yıllar yaz tatillerinde Siirt'e gittik.

Tabi o zamanlar uçak henüz zenginlere özel bir ulaşım aracı idi.

Tren yolculuğu da otobüs yolculuğunun yaklaşık 1.5 katı bir zaman aldığından, tüm seyahatlerimizi otobüs ile gerçekleştirirdik.

Başlangıç noktamıza göre değişmekle birlikte en kısa yolculuğumuz onsekiz saat sürerdi.

Ezelden beri uyku problemi yaşayan ben bu uzun yolculukların genelinde en fazla bir saat uyur, geri kalan zamanda da yolu seyreder, şoför ile muavinin konuşmalarını dinlerdim.

Bu uzun yolculuklar sonucunda otobüs şoförü olmak, hayalimdeki meslekler sıralamasında birinci sıraya yükseldi veuzun yıllar zirvedeki yerini korudu.

Bu hayalin oyuna yansıması ise şu şekilde oldu:

Öncelikle oyun için gerekli alet edevatı belirteyim;

Bir tepsi veya leğen ( direksiyon)

Bolca kuzen.

Ve otobüs olarak varsayabileceğiniz bir yatak.

Kardeş ve kuzenler arkaya oturur. Siz de tepsiyi alarak yatağın başına oturursunuz. Bir kuzeni muavin olarak seçer ve yolculuğa başlarsınız.

Tabi önce anonsu yaparsınız.

" Siirt'ten Ankara'ya gidecek olan Siirt Petrol turizme hoşgeldiniz."

Sonrasında gerçek güzergah üzerinden yola devam eder, ve yine gerçek mola yerlerinde durarak kuzenleri yataktan indirirsiniz.

Evet sevgili dostlar işte size 1980 model iki oyun.

Bu oyunlar için ne internet bağlantısı, ne wifi ne da aplikasyon indirmeniz gerekiyor.

Tek yapmanız gereken çok az hayalgücü ile evdeki eşyaları harekete geçirmek.

Dünyada bir yerlerde hala zihinlerini kullanarak buna benzer oyunlar oynayan çocuklara ithaf ediyorum bu yazımı.

Yaratıcılığın yokluk ile beslendiğini gösteren hikayelerden belki de en basitini dinlediniz.

İyi eğlenceler!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder