20 Mar 2013

Pide!

Neredeyse kırk yaşıma geldim, hala kendimi tanıyamadım...

İnsanların bir başkası ile ilgili, daha doğrusu başkalarını tanıyamamaları ile ilgili veryansınları ne kadar da manasız!

Kendini tanıyamayan bir varlık diğerlerinden nasıl emin olabilir ki!

Acaba insan yüz yaşına gelse de, kendisi ile alakalı yeni şeyler öğreniyor mudur sizce! Bana sanki öyleymiş gibi gelmeye başladı...

Her neyse,

Yazılarımı kimseye duyurmadan yazmaya başladığımdan beri kendimi daha doğal ve özgür hissetmeye başladım.

Kabul, eskisi kadar yazamıyorum belki; ama emin olun çok daha rahatım...

Zaten bu yazıyı okuyorsan, bir şekilde seni etkilemişim anlamına geliyor!

Merak edip de, ikinci kanal'ımın kapısını araladığına göre!

Çok sıkıldım ben... Birçok şeyden... Ama sanırım en çok kendimden... Ahmet Hamdi Tanpınar'ın deyişiyle "bu halimi" pek sevemedim...

Son üç senedir çok olumsuz bir ruh hali geldi yerleşti! Zihnime ve kalbime!

Ne kadar süreceği ile ilgili bir fikrim yok!

Dileğim, geldiği gibi gitmesi!

Geriye dönüp bakmak iyi geliyor insana!

1980'lerin sonuna gidiyorum şimdi... Annem karşı fırında pide yaptırmam için, kıyma hazırlamış... Mutlu bir gün anlayacağınız. Hazır pide almak sanırım aile bütçemiz için çok uygun değil o zamanlar. Neyse soruyorum anneme; kaç tane yaptırayım! Annem hesap edip söylüyor. Fırına gidiyorum. Kıymayı bırakırken kaç adet istediğimi söylüyor ve ne zaman gelip alabileceğimi soruyorum. Ya bekliyorum, boş ise, ya da biraz dolanıp geri geliyorum. Evde annem kendi hazırladığı ayranı karıştırıyor, tam ben eve girerken! Sofra kuruluyor! Ve bana 2013 yılında bile bunları yazmaya yöneltecek bir tad...

Bence mutluluk, çoğa erişincince, aza olan özlemin olsa gerek!

Sevgiler

1 yorum:

  1. "Bence mutluluk, çoğa erişincince, aza olan özlemin olsa gerek!" samimiyete ve emeğe olan özlem mi acaba?

    YanıtlaSil