27 Haz 2013

Ben var ya...

Karşımdaki kişinin kendini anlatması kadar sevimsiz bulduğum bir insan davranışı daha yok...

Ne kadar doğrudur bilinmez ama yaklaşık üç senedir muhatap olduğum kişinin söylediği her ben ile başlayan cümlesini tersyüz ederek anlamlandırıyorum...

Diyelim ki karşımdaki insan bana şunu dedi:

" Hiç egom yoktur."

Meali:

" Benim manyak bir egom var, senden ricam benle olan ilişkinde bunu hiç aklından çıkarmaman..."


Veya;

" Kendimi övmeyi hiç sevmem."

Meali;

" Kendime aşığım ve izin verirsen sana da biraz bu yüce kişiliğimden bahsetmek isterim..."

Sizden ricam, sadece bir gün muhatap olduğunuz , içinde "ben" olan tüm cümleleri tam tersi şekilde algılamanız...

Bakın göreceksiniz ki, bu tersyüz edilmiş cümleler ve söylemler karşınızdaki kişi ile çok daha örtüşecek ve anlam kazanmış olacak...

Tabi bence!

Denemesi bedava...

16 Haz 2013

Ayna

Türkiye'nin bu kadar zıtlığı içerisinde barındırabilmesi inanılır gibi değil...

En basitinden kişi başı yıllık geliri onbin doların üzerine çıkartmakla övünen başbakanımızı, yıllık geliri bunun çok altında olanların desteklemesi ve çok üstünde olanların da çoğunlukla desteklememesi durumu...

Dünyada muhalefet ve sol cenahın düşük gelirli insanlardan oy alamadağı birkaç ülkeden biriyiz olsa gerek...

Ve bu yıllardır böyle...

Şimdi hal böyle iken, iktidar partisine oy veren insanları " koyun" diye tabir etmek ve bu insanları, oylarını kömür veya buzdolabı karşılığında satmak ile suçlamak hiç adil değilmiş gibime geliyor....

Yaşam savaşı veren, her ay evine alacağı erzak miktarını ölçüp biçerek satın alan insanları, bu tarz bir faydacılık ile suçlamak, sadece kendi kompartımanında yaşayan insanları tanıyan ve geri kalanın hayatı ile ilgili en ufak bir bilgisi olmayan birinci sınıf yolcularının tepkisidir....

Ülkemizde yaşayan ve hem yaşam tarzı hem de sosyo kültürel yapısı ile yüzünü batıya dönmüş insanların hem kürt sorununa yıllar boyu gösterdiği tepki, hem de muhafazakar ve dar gelirli insanlara bakış açısı yapıcılıktan uzak, mevcut durumu korumaya yönelik orta vadede kaybetmeye mahkum bir vizyondur.

Kim ne derse desin, dünyada demokrasi ve insan hakları konusunda üst standartları yakalamış tek bölge Avrupa Birliği sınırları ile kısıtlıdır. Bu üst düzey standartlar da varlığını, yüzyıllar boyu Asya ve Afrika'dan bölgeye akan ucuz işgücü ve sermayeye borçludur.

Geri kalan tüm coğrafyalarda halkların temel yaşam enerjileri hayatta kalabilecekleri parayı kazanmaya yöneliktir.

İleri düzeyde demokratik ve tüm nüfusumuzun aydınlanmış olduğu bir ülkede yaşamak hepimizin rüyası olmalıdır, şüphesiz!

Ancak kendinden olmayanı ötekileştiren bir zihniyete aynı dilde cevap vermek, aydınlanmayı değil, ötekileştirmeyi pekiştirmeye hizmet eder.

Ki bu da, onlarca yıldan beri süregelen hataların derinleşmesinden başka bir şeye hizmet etmez.

Kendi halkını üç beş yüzyıl yapılmış sömürgeleştirmeden beslenen Anglosaksonlardan ziyade, coğrafyasındaki ve dünyanın geri kalanındaki benzerleri ile mukayese etmek daha sağlıklı olacaktır...


9 Haz 2013

Aşçı Tabağı!

İnsanın bir gün öleceği gerçeği o kadar su geçirmez, ertelenemez, akıldan çıkarılamaz ve yok sayılamaz bir gerçek ki;

Yaratan bu duyguyu dengelemek adına ucu bucağı olmayan bir maddi hırs ve nemalanma güdüsü yaratmış olmalı insanoğlunun kimyasında...

Bence hatta bu güdü o kadar derin ve güçlü olmuş ki, bu defa insanoğlu, kurtuluşu tamamı ile maddi dünyanın kollarında aramaya başlamış...

Ortalama 60, bilemediniz 65 yaş olan bir ömürde, kişi başı ortalama gelirin büyüklüğünün, kişi başı özgürlük ve mutluluk ortalamasına tercih edilir olması da herhalde ancak bu güdü ile açıklanabilir...

Ve tabi bu gelgitler arasında kendine yer edinmeye çalışan ideoloji ve dinler, ucu bucağı olmayan doğrunun kadim üyeleri olagelmişler...

Faniler de, boş buldukları koltuklara oturmuş ve karşı taraf ile atışmaya başlamış...

Her biri sahayı kendi görebildiği yer kadar seyredebilmiş hayatı...

Ve tabi film bittiğinde, herkes kendi anladığını anlatmış çevresindekilere,

Haklının kim olduğunu bilemeden, kendi görüş mesafesinin kısıtlı imkanları dahilinde.

Bence.

..........

Körlük kitabını okudunuz mu? Veya filmini de seyretmiş olabilirsiniz...

Taksim Gezi Parkı'ndaki yeni yaşam filizlenmelerini görünce nedense aklıma bu kitap geldi...

Kendi yemeğini pişiren, kütüphanesini inşa etmiş bu birbirinden farklı insanların oluşturduğu düzenin ömrü sizce ne kadar uzun ömürlü olabilir...

Acaba bu grup kendi kral ve kraliçelerini ya da padişahlarını yaratır mı dersiniz...

Tüm perspektif ve ideolojilerin ötesinde, şahsen en çok merak ettiğim husus budur...

Diğer bir deyişle 2013 haziranında kendi imkanları ile geçinen bu küçük komünal hayat ne kadar uzun ömürlü olabilir?

Kendi kötü ve iyilerini yaratması ne kadar uzun bir süre alır...

Romantizm gerçeğe dönüşür mü, yoksa malumun ilanı mı olur...

Tarihe bu anlamda da şahitlik ediyor olmayı şans olarak görüyorum....

••••••

Yazılı basın sona ermiştir.

Her şeyin online öğrenilebildiği bir çağda, bir gün geriden gelen bilginin geçerliliği, yanlılığı ile de ifşa edilince, yok olmaya doğru gidecektir sanırım....

Son on yılda ünlülerin hayatından çok, sıradan insanların yaşadıklarını seyrettiğimiz görsel ve sosyal medyada, sanırım bilgi kaynağımızı da sosyal medya aracılığı ile bu sıradan ve basın kartı olmayan insanlar oluşturacak gibi gözüküyor...

••••••

Dinamo FM 103.8.

Kesinlikle 7/24 pozitif müzik çalıyorlar. Tavsiye!

•••¡••

Küçükken hem Müslüman, hem Atatürkçü, hem milliyetçi olabilsem keşke diye düşünürdüm, meğer o da standart bir dilekmiş...

••••••

Kim kimin zihninde ne kadar yer dolduruyor acaba? 

Acaba bir insanı çok düşünerek, onunda sizi düşünmesini sağlayabilir miyiz?

Sanki öyle değil mi?


İçinde kovboy filmi, pazar konseri, banyo ve sarımsaklı yemek barındırmasını dilediğim güzel bir pazar günü dilerim....