23 Eyl 2013

Bir Balon Güncesi


Ölmeden önce yapılması gerekenler, seyredilmesi gereken filmler gibi sıralamaları sık sık görürsünüz..

Bunlara bakar, ya onaylarız, ya da katılmayız.

İşte ben de Kapadokya Bölgesi'ni gezdiğim bu hafta sonu, bu fantastik bölgeyi görmek ve gezmek için neden 39 yaşımı beklediğimi defalarca kendi kendime sordum...

Ve kesinlikle, ölmeden önce görülmesi gereken bir yer olduğuna karar verdim...

Yapılacak ve yazılacak, birçok şey olmakla beraber, ben size bu bölgenin hemen hemen en ön plana çıkan aktivitesi olan balon uçuşu seyrüseferimi anlatmak istiyorum.

04:45

Otelin uyandırma telefonu çaldığında, ben neredeyim, ne yapıyorum, bu çalan nedir gibi sorularla uyanmış buldum kendimi. Rutin uyanma saati yedi buçuk olan biri olarak, en zoru sanırım programın kalkış saati... kalkmak zor olsa da, aşağıdaki resimlerden de göreceğiniz üzere, bu güzellik için hiç uyumamaya bile razı olabilirdim...

 
Otelden alındıktan sonra buluşma noktasına geldik. Burada uçuş öncesi kahvaltı yapıyoruz.

Balonun kalkış yapacağı alana 4x4ler ile ulaştırılıyoruz

Pikapların üstünden indirilen sepet yan yatırılıyor ve balon şişirilmeye başlanıyor...

Balonun içindeyim.

Balona bindik.

Yükselmeye başladık. Artık uçuyoruz.

Gökyüzü

 








Alçalmaya başladık.

Tekrar yerdeyiz. Sepetimiz çiçeklerle süslendi.

Pilotumuz Serhan Bey şampanya partisini elleriyle hazırlıyor.

Yer ekibimiz


Pilotumuz Serhan Bey ve yer ekibimiz. Serhan Bey için ne söylesek az. Sayesinde mükemmel bir uçuş yaşadık




Kapadokya Balon'un Genel Müdürü Levent Bey. Kendisi için sektörün duayeni diyebiliriz.

Umarım bu mükemmel deneyimi yaşamamış olanlarınız için balon keyfini yeterince açıklayabilmişimdir...

Şimdiden iyi uçuşlar...

11 Eyl 2013

Yol

Gandhi haftada bir gün söz orucu tutar, hiç konuşmazmış...

Kararlıyım, bir gün mutlaka deneyeceğim...

Telefon ile arayanlara, mesaj ile dönebilirim gayet güzel...

Bir pazar günü en uygun gün olur değil mi?

Bu söz orucuna, bir de teknoloji orucu eklesem hiç de fena olmaz sanki.

Belki Gandhi yaşasaydı, o da benim gibi orucuna teknolojiyi eklerdi, kim bilir...

xxxxx

Az önce televizyonda Dustin Hoffman ve Andy Garcia'nın oynadığı "Hero" filmini izledim... Filmi anlatmaya kalkmayacağım ancak baba olan Dustin Hoffman'ın oğluna anlattığı dünya düzeni çok ilgimi çekti...

Dedi ki;

Dünyada bir çok pislik katmanı var kimse temiz değil. Sen de büyüdüğünde bu katmanlardan birini seçerek hayatını devam ettireceksin...

İşte basit felsefe budur...

Sadece kendi katmanını seç, işin özeti bu...

xxxxx

Dün Tekirdağ'a babaannemleri ziyarete gittim.

Yolda giderken itunes'dan indirmiş olduğum Ahmet Kaya şarkılarını dinledim.

Mesela "Kum Gibi"....

Ve tam 20 sene önce aynı şarkıyı dinleyerek, aynı yoldan Tekirdağ'a gitmiş olduğum aklıma geldi...

Bu 20 yıl içinde neler mi oldu?

Ahmet Kaya'nın tüm kasetlerini çöpe attım. Malum gece yüzünden gaza gelerek...

Ahmet Kaya yurtdışına gitti ve Paris'te hayata gözlerini yumdu...

Herkes Ahmet Kaya'dan özür diledi...

Tabular yıkıldı, kürtçe televizyon yayına geçti...

Barış süreci başladı.

Ve ben itunes'dan 0,89 tl'ye Ahmet Kaya şarkıları indirerek dinlemeye başladım...

E bu durumda yine olayın kahramanlarından birisinin şarkısıyla sonlandırayım yazımı;

" Hayat beni neden yoruyorsun"

4 Eyl 2013

Midilli Adası


2011'de Rodos ve Symi, 2012'de Meis ile başladığımız Yunan Adaları merakımıza bu sene Midilli Adası'nı da ekleyerek devam etmiş olduk...

Son birkaç senedir adeta moda olmuş bu ada seyahatlerinin ne kattığı, ülkemizden hangi yönleri ile farklı olduğu üzerine çok şey söylenebilir... Keza ben de düşündüm... Zaten insan ister istemez sürekli bir karşılaştırma mevzusu içinde buluyor kendisini...

Kendime sordum ve bu seyahatleri tercih etmemin ana sebeplerini şöyle sıraladım;
  • Daha temiz sahiller,
  • Daha ucuz konaklama ve yemek yeme,
  • Farklı mutfak tecrübe etme isteği,
  • Çok az bir yol ile yurtdışına çıkma isteğini tatmin etme,
  • Yıllarca uzak durduğumuz komşumuzu tanıma isteği ve merakı.
Bu sebepler veya fazlası size hitap ediyorsa tatilinizi bir Yunan adasında geçirebilirsiniz...

Midilli Adası'na Ayvalık'tan 1.5 saat gibi bir sürede geçebiliyorsunuz. Ulaşımı sağlayan birkaç şirket var. Biz Jale tur ile geçtik. Kişi başı gidiş dönüş ücreti 25 Euro. Eğer vizeniz yoksa 55 Euro'ya 15 günlük geçici vize çıkartabiliyorsunuz bu turlar ile. 15 TL yurtdışı çıkış harcını da unutmadan ekleyeyim.

Feribot Midilli şehrine yanaşıyor. Gümrük işlemleri makul bir sürede gerçekleşiyor. İstisnası, kalabalık günlerde, sabırsız halkımızın kuyrukta bekleme kültürünün dışavurumları sayesinde ağırlaşabilmesi oluyor...

Ada'da araba kiralamak neredeyse kaçınılmaz. Zira, feribotun yanaştığı yerde yapılacak pek bir şey olmadığından mutlaka daha güzel yerler olan Molivos, Eressos ve Plomari'ye gidebilmenin tek yolu araba. Toplu ulaşım yok denecek kadar az.

Birçok kiralama şirketi var ve günlük kiralama ücreti günlük 40 Euro civarında.

Yalnız yollar çok dar ve virajlı olduğundan, yavaş ve dikkatli gitmenizi, gece de çok fazla kullanmamanızı öneririm...

Biz üç ayrı şehirde kaldık.

İlk gece geç gitmemiz nedeniyle midilli kenti çevresinde bir otelde,

İki gece Molivos'ta,

Bir gece de Plomari.de konakladık.

Ada'nın istisnasız en güzel yeri Molivos. Taş evleri, dar sokakları, sahili ve restoranları ile en ilgi çekici yer. İki gece ayırdığımıza kesinlikle pişman olmadık.

Plomari ise beklentilerimizin üstünde memnun etti bizi... özellikle aşağıda resmini de koyduğum "Agios Isidoros" plajı bizi en fazla mutlu eden plaj oldu.

Eresos'a ise günübirlik gittik. Diğer şehirler kadar etki bırakmadı bizlerde. Sahili gayet güzeldi bence bu arada...

Ada'da bazı tarihi kalıntı ve yapılar da var ancak biz daha çok denize odaklandığımız için, sıcak havanın da etkisiyle pek ilgilenmedik.

Belirtmeden geçemeyeceğim, ben bu kadar yardımsever ve sıcak insanlar başka hiçbir yerde görmedim. Çok candan bir şekilde her sorunuza cevap veriyorlar...

Biz üç kişi seyahat ettik ve yemeğe en fazla toplam 50 Euro ödedik. Ortalama 40 Euro denebilir...

Midilli'de freeshop var. Dönüşte ihtiyaçlarınızı satın alabilirsiniz.

Son olarak kaldığımız yerlerden bahsedeyim. Açıkçası bizim çok lüks arayışında olmamamız nedeniyle pansiyon tadında yerlerde kalmayı tercih ettik. Adam başı gecelik 25 Euro civarında ödedik ve mutlu mesut konakladık.

Gece hayatı ve eğlence sıfıra yakın. Zaten pek genç turist görmedim...

Aklıma gelmişken, özellikle hafta sonu ve bayramlarda sanırım yunan halkından daha çok Türk turist adaya geliyor olabilir. Bu nedenle enteresan bir yurtdışı tecrübesi de yaşıyorsunuz... Göktürk'te bu kadar Türk görmüyorum mesela ben...

İkinci Kanal'dan Midilli Adası yansımaları bu şekilde...

İyi tatiller...


Midilli liman

Midilli town'daki "OERMİS" restoran

Molivos giriş. yukarıda Kale'si.

Molivos'un yolları taştan...

Traditional Market'teki tünel. Yanlışlıla arabayla girdiğim bu yol beni hayli terletti...

Molivos'ta günbatımı...

Molivos'un şahane koy'u...

Molivos'ta akşam...

Plomari yakınlarındaki " Agios Isidoros" plajı... Bize göre adanın en iyisiydi...

Bol bol içtiğimiz Mythos...

Plomari'de yemek yediğimiz yer...

Adanın ünlü kırmızı şarap soslu ahtapotu... denemek lazım.

Greek salad ve cacıki yani çoban salata ve cacık.

Ahtapot

Molivos traditional market.  erken saat olduğu için dükkanlar kapalı...